Parti kavgalarına, hatta lider kavgalarına kilitlenmiş zihinlerimiz, Türkiye’nin temel sorunlarını yeterince kavrayamıyor. Bu temel sorunlardan biri, siyasi hayatımızda sağıyla ve soluyla ‘merkez’in zayıf, çatışmacı ideolojik davranışların ise etkili olmasıdır. Bu yüzden uzlaşarak anayasa yapamıyoruz. Partilerin çelişen oy hesapları önemli bir faktör ama asıl sorun, temel anayasal kavramlar konusunda “merkezî” bir anlayış birliğinin olmamasıdır. AK Parti’nin “merkez sağ” davranışlar sergilediği ilk on yılında, yine CHP’nin desteğiyle gerek anayasada gerek yasalarda AB kıstasları yönünde değişiklikler başarıldı. Ak Parti iktidarının ideolojik politikalara yönelmesi ise hem içeride hem dışarıda “eksen kayması” denilen sorunlar yarattı. “Faiz sebeptir”den CB sistemine kadar…
15 Temmuz darbesine karşı oluşan büyük uzlaşma ortamında demokratik kurumları güçlendiren bir anayasayı uzlaşmayla yapmak mümkündü. Fakat Erdoğan, Bahçeli’nin sürpriz desteğiyle, kendini güçlendirecek bir sistemi tercih etti, yüzde 51.41 gibi minik bir farkla kabul edildi. Toplumun yarısı karşıdır. Türkiye’nin ciddi bir sistem sorunu vardır. Türkiye’de “anayasal istikrasızlık” maalesef bir gerçektir. Dipteki sebep temel kavramlardaki uzlaşmazlıktır. Bugün de iktidar, anayasa hukukunun temel kavramlarını ağzına almadan “yeni sivil anayasa” kampanyası yürütüyor.
Halbuki bir ülkede siyasi ve sosyolojik “merkez”in anlamı, temel kavramlarda genel uzlaşma bulunmasıdır. O zaman güçlü iktidarlar otoriterleşemiyor, koalisyonlar kavgasız ülkeyi yönetebiliyor. Temel anayasal kavramlarda ve ülkenin “eksen’i konusunda uzlaşmış merkez sağ ve merkez sol, bütün demokrasiler için istikrarın temel siyasi-sosyolojik zeminidir. Gelişmiş demokrasilere bakın… Ya bizde?.. Aman Allah… Kimler yapar, nasıl olur, zamanla göreceğiz, fakat şu açık: Türkiye’de merkez sağın yeniden teşekkül etmesi, CHP’nin de merkez-sol parti haline gelmesi, ülkemizin yönetilebilir olması için zaruridir.