Taha Akyol: İsrail, Türkiye'ye saldırmayı asla göze alamaz

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Erdoğan askeri bir kavram kullanmıyor, “gözünü dikeceği yer” kavramını kullanıyor. Bu çok muğlak bir kavram… İleride henüz bilmediğimiz bir zamanda, İsrail Türkiye’ye karşı düşmanca bir tavır alacaksa Türkiye devleti elbette buna karşı caydırıcı askeri güç dengesini ve tertibatını kurar. Bu, her muhtemel düşmana karşı böyledir. Yunanistan’la da böyle… Bu başka, Cumhurbaşkanı’nın şimdiden Türkiye’yi İsrail tehdidine maruz kalacak bir ülke olarak göstermesi başka. Evvela, Bakan Mehmet Şimşek kapı kapı dolaşıp “Türkiye güvenli ülke, yatırım yapın” diyor. Erdoğan’ın da böyle birçok konuşması oldu.

Siyasi bakımdan ise… Bu “Nil’den Fırat’a” şeklinde 3300 yıl önceki bir Tevrat ayetinin İsrail devleti tarafından bir stratejik hedef olarak benimsendiğini gösterir hiçbir delil yok. Tam da bu ayetin göbeğinde olan Sina yarımadasını İsrail Eylül 1978 anlaşmasıyla Mısır’a geri vermedi mi?! Yine o ayetin göbeğinde olan Ürdün’e bir işgal tehdidi var mı? Bu kadar hayal öteki bir tasavvurun, bugünkü Türkiye’yi ‘risk altında ülke’ göstermesi kabul edilemez. Kaldı ki Türkiye’nin gücü, İsrail’i böyle bir efsaneyi hayal etmekten uzak tutmaya yeterlidir. İsrail Türkiye’ye saldırmayı asla göze alamaz. Hem Türkiye’nin askeri gücü İran’dan daha büyüktür hem Türkiye ile bir savaş, İran’la savaşla ölçülemeyecek kadar büyük felaketler doğurur. Türkiye’nin özgül askeri gücünün yanında, askeri ittifakları, uluslararası ticaret ve yatırım ilişkileri, Avrupa ekonomisiyle entegrasyonu İsrail’i öyle bir hayalden uzak tutacak kadar büyük ve caydırıcıdır.

Erdoğan, Meclis’teki konuşmasında sadece Netanyahu hükümetini kastetmiş ise, Netanyahu’nun iktidar süresi ve biyolojik ömrü ne kadardır ki, Türkiye’nin geleceği için risk oluştursun! Parti Sözcüsü Ömer Çelik dünkü konuşmasında “insani” kavramları vurguladı, “Nil’den Fırat’a hezeyanını” ağzına almadı. İnşallah bütün iktidar bu hezeyanı bir daha ağıza almaz. Suriye ve İhvan konularda dış politikayı iç politikada hamaset için kullanmanın ağır hasarlarını yaşıyoruz. Daha fazlasından dikkatle sakınmak gerekir.

Taha Akyol’un yazısı