Dünyanın hızla bir düzensizliğe doğru gitmekte olduğunun vahim işaretleri gözler önünde. Şimdi bunların baş tahripçisi, iki haydut: Trump ve Netanyahu…
İki Kutuplu dünyanın sona ermesinin ardından ‘tarihin sonu’, yani liberal düzenin kökleşmesi gerçekleşmedi. Aksine, gittikçe derinleşen bir düzensizlik ve hukuka boş veren bir güç tutkusu ortaya çıktı.
Rusya’nın Kırım’ı ilhakı, Ukrayna’yı istila için savaş başlatması, Avrupa’nın Rus tehdidini hissetmesi…
Çin’in sadece ekonomik rekabeti değil, ekonomiyi bir siyasi istila aleti olarak kullanması, Kuzey Kutbu üzerinden Batı’yı tehdidi…
Trump’ın Meksika’yı, Kanada’yı, Venezuela’yı, Panama’yı, Grönland’ı tehditleri ve İran’ı haydutça vurması ihtilali…
Führer Nutanyahu’nin mazlum Gazze halkına açıkça soykırım uygulaması ve bu soykırımı birkaç istisna ile Batılı hükümetlerin desteklemesi, 1948’deki Soykırım Sözleşmesi’nin uygulamada artık ‘ahlaken iflas’ ettiğinin tescil ve ilanıdır.
Göstermelik bir siyasi ahlakın bile ortadan kalktığının açık itirafı şu sözleri Trump’ın utanmadan söyleyebilmiş olmasıdır:
“Evet, bir şey var. Kendi ahlakım. Kendi aklım. Beni durdurabilecek tek şey bu… Uluslararası hukuka ihtiyacım yok!” (9 Ocak)