Suriye’den atılan ve Ceylanpınar’a düşen havan topu sonucu hayatını kaybeden İdris Akgül’ün yakınlarına 365 bin lira maddi ve manevi tazminat ödenmesine karar verildi.

28 Ekim 2013’te Suriye’nin Resulayn kentinden bir havan mermisinin Akgül ailesinin evine isabet etmesi sonucu İdris Akgül hayatını kaybetmiş, evi de büyük hasar görmüştü. Bunun üzerine Akgül ailesi, İçişleri Bakanlığı aleyhine Şanlıurfa İdare Mahkemesi’nde maddi ve manevi tazminat davası açmıştı.
Yaşam hakkı ihlaline sebebiyet
Üç çocuğu ve 12 kardeşi adına dava açan İdris Akgül’ün eşi, bakanlığın Akgül’ün ölümünden ağır hizmet kusuru ile sorumlu olup, anayasal yükümlülüğünü yerine getirmeyerek, yaşam hakkı ihlaline sebebiyet verdiğini belirtti.
365 bin lira tazminat
Başvuru üzerine savunması alınan İçişleri Bakanlığı ise Akgül ailesinin zararının ‘terör ve terörle mücadeleden doğan zararların karşılanması’na ilişkin kanun kapsamında değerlendirilemeyeceğini öne sürerek, davanın reddedilmesini istedi.
Ancak mahkeme, yaşamını yitiren İdris Akgül’ün eşi Derya Akgül, 12 kardeşi ve üç çocuğuna toplam 365 bin lira maddi ve manevi tazminat ödemesine hükmetti.
‘Zarar, sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanmalı’
Gerekçeli kararı açıklayan mahkeme, salt toplumun bireyi olunması nedeniyle uğranılan özel ve olağandışı zararların topluma pay edilerek giderilmesinin amaçlandığını kaydetti. Kararda şu ifadeler kullanıldı: “Olayın Suriye’deki iç çatışmalardan kaynaklandığı, sınırda yaşamanın getirdiği bir riskin söz konusu olduğu, komşu ülkedeki savaş nedeniyle sınır bölgesinde yaşayan ve olayda herhangi bir kusuru bulunmayan davacıların uğradığı zararın sosyal risk ilkesi kapsamında karşılanmasının hakkaniyet gereği olduğu sonucuna varılmıştır.”
‘Zarar tüm toplumu ilgilendiriyor’
İdarenin kusur koşulu aranmadan da sorumlu sayılabileceği belirtilen kararda, kolektif sorumluluk anlayışına dayalı sosyal risk ilkesi gereğince zararı doğuran olayın tüm toplumu ilgilendirdiği vurgulandı. Kararda, toplumsal riskin gerçekleştiği hallerde olayın idarenin hizmet alanıyla ilgili olması yeterli sayılarak, doğrudan nedensellik bağı kurulamayan durumlarda da tazminata hükmedilebildiği ifade edildi.