Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Suriye’de “Geliyorum” diyen ve giderek dozunu artıran Alevi katliamının görüntüleri tıpkı 47 yıl önce yaşanan Maraş Katliamı gibi. Kadınlar, çocuklar, yaşlılar işkence ile öldürülmüş, evlerinin içinde canlı canlı yakılmıştı. Öyle ki hamile kadınlar karınlarında bebekleri ile işkence ile katledilmiş, ceninlere bile kıyılmıştı. Ne, “Yapmayın”, “Biz size ne yaptık”, “Komşuyuz” sözleri kâr etmiş, ne aynı sofrada yedikleri ekmek gelmişti katil sürüsünün aklına…Suriye’nin Alevi bölgelerinde yaşanan katliam da benziyor. Fark, katillerin Suriye dışından ihraç edildiği HTŞ’li, el Kaideli şeriatçılar oluşu, buradaki katliamın soykırım boyutuna yükselmiş olması… Türkiye’nin, dünyanın, gözü önünde öldürülüyor çocuklar, kadınlar, erkekler. İşkence edilerek, videoları çekilip, sosyal medyada da paylaşılarak… Adeta dünyaya meydan okunarak…
Başta AKP iktidarı, ABD, Avrupa ülkeleri bu katliama seyirci kalıp, Suriye’nin zenginliklerinin, kaynaklarının nasıl paylaşılacağı hesaplarını yapıyor, Colani’yi cilalayıp, sunuyorlar. Ne kadar cilalansa da düne kadar ellerinden kan damlayan cihatçı Colani ve HTŞ’lilerin değişmediğinin göstergesi bu katliamlar. Bu köşede de 11 Ocak’ta yazılmıştı, Colani’nin takım elbise giyip, kravat takınca zihniyetinin değişmeyeceği… Alevi katliamları, diğer azınlıklara yönelik baskı ve tehditler, Colani’nin imzaladığı, “Cumhurbaşkanının dini İslam’dır ve İslam hukuku, yasaların temel kaynağıdır”ı temel alan anayasa taslağı bundan sonra olabileceklerin de habercisi gibi…
Cumhurbaşkanı Erdoğan İsrail’in Gazze saldırılarına karşı “Zulme sessiz kalan dilsiz şeytandır” diyordu ya Suriye’de de Alevilere, diğer azınlıklara karşı HTŞ, cihatçı örgüt militanları tarafından bir zulüm uygulanıyor. Bu zulme kimler sessiz kalıyor, kimler dilsiz şeytan olacak zaman gösterecek. Ancak insanlığın bu katliamlara bir an önce “dur” demesi için zamanın çok önemli olduğu gerçeğini de göz ardı etmeden. Tepkilerin çok daha kitlesel ve sürekli yapılması gerektiği de ortada…