1 Mayıs takvimlerden bir yaprak olarak düştü, savruldu gitti. Yâni, sâdece Türkiye değil, tüm dünyâ 1 Mayıs’ı bir ‘bahar’günü değil; bir ‘hazan’ günü gibi yaşadı.
Sermâyenin santrifüje geçtiğ 21. Yüzyıl’da, emek de savrulmuş yüzbinlerce iğrenç, insanlık dışı imalâthânenin varlık gösterdiği merdiven altı bir dünyâya savrulmuştur. Arayın da bulun.
Bunun dışında kalan yeni profesyonel dünyâyı ise emek ile açıklamak zordur. Doğrusu bu olsa olsa, püritanlığın çözülüp hedonizmin, kültürel yüzeyselleşmeyle el ele vererek yükselişe geçtiği bir lümpenleşmeyle açıklanabilir.
Yeni orta sınıfları da karakterize eden budur.
1 Mayıs’ın şenlikli ayinlerinde, başlarına baret takmış esas oğlanlar ve kızlar, buharlaşmış işçi sınıfının replikalarıdır. Onların, 1977’de ölenleri bahâne ederek Yenikapı’yı dışlamasına aldanmayalım. Aslında burada dışlanan ‘banâl’ Yenikapı’nın kendisidir. Eylemin tadı Taksim-İstiklâl ve Dolmabahçe-Beşiktaş aksındaki soylulaştırılmış orta sınıf semtlerde çıkar; banâl Yenikapı’da değil…