Şule Demirtaş: İktidarın piyasaya sürdüğü muhafazakarlık imgesini taşımıyoruz 

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu ülkede milyonlarca muhafazakâr uzun süre açık bir güvensizlik damgasıyla yaşadı. Eski devletçi refleks de bu ayrımı ‘modernlik’ başlığı altında meşrulaştırmaya çalıştı. Oysa siyasal ilerleme insanı potansiyel tehdit olarak okuyan sınıflandırmalarla ortaya çıkmaz.

Sekülerlik dindarı hedef gösteren bir dille yol alamaz. Laiklik herkesin kimliğiyle güvende hissettiği bir düzende anlam bulur. Modernlik halkın değerlerini bastırma arzusuyla gelişmez ve bu değerleri anlayan bir toplumsal olgunlukla büyür.

Ben ve benim gibiler bu ülkenin dindar insanlarıyız. İktidarın piyasaya sürdüğü muhafazakârlık imgesini taşımıyoruz. Seküler çevrelerin üzerimize sürdüğü tehdit etiketini de kabul etmiyoruz. Kimliğimizi partilerin envanterine yazan çürük düzenin dışında nefes almak istiyoruz.

Bunun için bizi kriminalize etmeyen bir dile ihtiyaç var. Bu dil yalnızca sağdan değil soldan da gelmeli. Hukuku önceleyen bir ortak bilinç kurulmadan hiçbir siyasal zemin güçlü olmaz.

Bu ülke eski Türkiye’nin içinde yaşamıyor. Kimlikler öcü değil. Asıl karanlık kimlikleri birbirine kırdırarak güç devşiren ve hukuksuzluğu siyasi yönteme dönüştüren zihniyet. Bu zihniyetle hesaplaşmamız önceliğimiz olmak zorunda. Aksi halde yeni bir siyasal evre kurulmaz ve bu fasit daireden çıkamayız.

Oysa acilen çıkmak zorundayız.

Şule Demirtaş’ın yazısı