Şule Demirtaş: İktidar, kendisini en rahat fedakârlık diliyle anlatıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İktidar, kendisini en rahat fedakârlık diliyle anlatıyor. Çünkü fedakârlık, sorgulamayı geciktiren, itirazı ahlaki bir rahatsızlık gibi hissettiren güçlü bir kelime.

Tarih boyunca iktidarlar, yetkilerini yaptıkları üzerinden kurmak yerine üstlendikleri yükleri öne çıkardı.

Alınan kararların nihayeti önemli değildi, ödenmiş bedelleri bilmemiz yeterliydi. Tahtlar, makamlar, kürsüler, hizmet üretmesi beklenen alanlar olmaktan çıkarılarak, bedeli önceden ödenmiş kutsal mekânlar gibi sunuldu. Bu anlatı yerleştikçe siyaset, hesapla temasını kaybetti. Fedakârlık, iktidarı denetimden ayıran koruyucu bir katmana dönüştü.

Fedakârlık, siyasal dilde bir ‘değerden’ çok bir ‘işlev’ üstlendiğinde asıl mesele başlar. Bu anlatı devreye girdiğinde tartışma alanı daralır ve sonuçlar geri plana itilir. Yapılanlar, etkileri üzerinden okunmaz, niyetler ve yükler üzerinden değerlendirilir. Hatalar ‘zor zamanlar’ başlığı altında genelleştirilir. Somut sorumluluklar belirsiz bir tarihsel atmosferin içine dağıtılır. İhlaller, taşınan yükün ağırlığı gerekçe gösterilerek ertelenir. Geçici denilen bu erteleme zamanla kalıcı bir alışkanlığa dönüşür.

Tarih burada nettir. İktidar hiçbir dönemde zorla alınmadı, her yetki talep edildi. Her makam istendi, her koltuk bilinçli tercihlerle dolduruldu. Bedel anlatısı çoğu zaman iktidarın kendisini temize çektiği bir alandır. Bu yüzden tercihlerin ‘bedelini’ kutsallık diliyle başkalarına ödetmek, siyasal bir meseleden çok ahlaki bir sorundur.

Şule Demirtaş’ın yazısı