Soli Özel: Dünya hayli ağır bedeller ödetecek bir çatışma dönemine giriyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Geçtiğimiz 25 yılın sonunda küreselleşme ile demokratik siyasetin özellikle ekonomi politikaları seçiminde birbiriyle çelişen talepleri gündeme getirdiği anlaşıldı. Küreselleşme sonucunda kaybedenler safında yer alan işçi sınıfı ve orta sınıf kesimlerinin acısı, şikâyeti ve nihayet isyanı yoğunlaştı.

Liberal değerler, küreselleşme savunuculuğu ulusal çıkara veya ulusun asli fertlerine yönelik bir ihanet olarak da görülmeye başlandı. Üstelik 2008 krizinin derinliği, toplumsal ve insani maliyeti, yöneticilerin kitlelerin derdine derman olmaktaki aczi sistem karşıtı söylemleri güçlendirdi, cazip kıldı.

Bu şartlarda seçkinlerin tercihleriyle kitlenin tercihleri ve olayları algılayışı giderek ayrışmaya başladı. Tam bir seçkinler kurgusu olan Avrupa Birliği de bu yeni dinamikten payını aldı. Seçkinlerin savunduğu liberal değerler kitlede giderek daha az yankı bulmaya başladı.

Benzer dinamikler Hindistan, Tayvan ve Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde de yaşandı. Buralarda kırsal nüfus şehirlere aktıkça, onların taleplerine cevap veremeyen, pastayı paylaşmak istemeyen yerleşik seçkinler sandık yoluyla bir kenara atıldı. Hırslı, daha yerel, zengin olmayı hedeflemiş yeni seçkinler ön plana çıktı. İdeolojileri de çıktıkları toplumların yerel renklerini ve özelliklerini taşıyor.
Bu durumda dünya bir medeniyetler çatışmasına değil çoğulculuk ve kavruk bir yerellik arasındaki kıyasıya ve görünüşe göre hayli ağır bedeller ödetecek bir çatışma dönemine giriyor.

Soli Özel’in yazısı