Seyfettin Gürsel: Seçim ekonomisi kaçınılmaz mı?

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Siyasal iktisat kuramında standart model, iktidarların seçime doğru ekonomik bü­yümeyi yüksek tutmak için makro dengeleri bozmayı göze alarak popülist para, maliye ve gelir politikalarına yönelmele­ri diğer ifadeyle vidaları gev­şetmeleri, seçimler geçtikten sonra da iktidarın (eskisi ya da yenisi) vidaları sıkması şeklin­de özetlenebilir.

Bu kuram bize hiç yabancı değil. Seçim ekonomisi en son 2023 seçimlerinde fazlasıyla uygulandı, bu kez neden uygu­lanmasın?

Kimi meslektaşım OVP’yi seçim ekonomisinin sinyali olarak görüyor. Örneğin Uğur Gürses “2027 OVP’si seçim fragmanı” başlıklı yazısında 2027’de seçim ekonomisi pa­tikasının açılacağı kanaatinde.

Haluk Bürümekçi biraz daha temkinli:

“OVP’nin gerçek hedefi: Se­çime kadar idare-i maslahat” diyor. Burası Türkiye, her şey olabilir ama bence mevcut konjonktürde enflasyonla mü­cadeleden vazgeçmek olmaz ve en önemlisi daha büyük riskler içeriyor.

Mevcut ekonomi yönetimi ile 180 derece dönüşü gerçek­leştirmek olanaksız. Daha bir­kaç gün önce TCMB Başkanı Karahan Ortadoğu’daki geri­limlerin enerji fiyatları üzerin­deki etkisinden söz ederek “da­ha sıkı para politikası” uygula­yabileceklerini açıkça söyledi.

Maliye politikasına gelin­ce, yeni ile eski OVP arasında­ki dikkate değer yegâne büyük farklılık kamu tüketiminde. Eski OVP’de 2027 için yüz­de 5,5 artış yeni OVP’de yüz­de 2,8’e çekilmiş. Bu farklılığın ardında Maliye Bakanının sıkı maliye politikası konusundaki ısrarı kendini gösteriyor.

Diyebilirsiniz ki işsizliği ve yoksulluğu artıracak düşük bir büyüme ile seçimlere gidi­lir mi? Onu da yaşayacağız gö­receğiz.

Seyfettin Gürsel’in yazısı