Şevket Sayılgan: Türkiye'de asıl kriz insanların ne zaman emekli olduğu değil, nasıl bir gelirle yaşlandığıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de emeklilik sistemi bugün yalnızca bir sosyal güven­lik meselesi değil; ücret politi­kalarının, istihdam yapısının ve gelir dağılımının aynası­dır. Tartışmanın sürekli emek­lilik yaşına kilitlenmesi, soru­nun özünü perdelemektedir. Zi­ra Türkiye’de asıl kriz, insanların ne zaman emekli olduğu değil, nasıl bir gelirle yaşlandığıdır.

Ortaya çıkan tablo çarpıcıdır: Türkiye, OECD ülkeleri arasın­da en erken emekli olunan, bu­na karşılık emeklilik geliri en düşük ülkelerden biridir. Bu çelişki, ‘erken emeklilik hakkı’ söyleminin pratikte büyük bir yoksullaşma riskine dönüştü­ğünü göstermektedir. Bugün mil­yonlarca emekli, çalışma haya­tında düşük ücretlerle yaşamış olmanın bedelini, emeklilikte as­gari geçim sınırının altında ge­lirle ödemektedir.

Eleştirilmesi gereken bir diğer nokta, mevcut sistemin nesiller arası adaleti giderek zayıflat­masıdır. Bugünün genç çalışanla­rı, düşük ücretler ve yüksek prim yükleri altında çalışırken; ileri­de kendilerini bekleyen emekli­lik gelirinin de yetersiz olacağı­nı açıkça görmektedir. Bu durum, sosyal güvenlik sistemine olan güveni aşındırmakta, kayıt dışılı­ğı teşvik etmekte ve uzun vadede sistemin meşruiyetini tartışmalı hale getirmektedir.

Şevket Sayılgan’ın yazısı