Şevket Sayılgan: Başarı ölçütü sadece yıllık enflasyonun birkaç puan düşmesi olmamalıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yıllık enflasyonun Tem­muz 2025’teki yüzde 33,52’den ve Temmuz 2024’teki yüzde 61,78’den yüzde 31,75’e gerileme­si, dezenflasyon sürecinin devam ettiğini gösteriyor. Aylık artışın da 2024 Temmuzundaki yüz­de 3,23 ve 2025 Temmuzundaki yüzde 2,06 seviyelerinin altında kalması olumlu bir gelişme.

Ancak enflasyonun düşme­si, fiyatların gerilediği anlamına gelmiyor.

Fiyatlar artmaya devam edi­yor; yalnızca artış hızı yavaşlıyor. Üstelik 2026’nın ilk yedi ayında­ki yüzde 19,86’lık artış, 2025’in aynı dönemindeki yüzde 19,08’in üzerinde. Dolayısıyla yıllık enf­lasyondaki gerilemenin tama­mını kalıcı fiyat istikrarı olarak değerlendirmek doğru değil. Baz etkisi de düşüşte önemli rol oy­nuyor.

Temmuz verisi, Türkiye’nin yüz­de 60’lı enflasyondan yüzde 30’lu seviyelere gerilediğini gösteriyor. Ancak Türkiye hâlâ IMF tahmin­lerine göre dünyada en yüksek enf­lasyona sahip beş ülkeden biri ve Euro Bölgesi ortalamasının yak­laşık 11 katı enflasyon yaşıyor. Bu nedenle başarı ölçütü sadece yıllık enflasyonun birkaç puan düşmesi olmamalıdır.

Asıl hedef; aylık enf­lasyonu kalıcı olarak yüzde 1’in al­tına indirmek, çekirdek enflasyo­nu geriletmek, beklentileri çıpala­mak ve gıda, kira, sağlık ile eğitim harcamalarında vatandaşın hisse­debileceği gerçek bir fiyat istikra­rı sağlamaktır. Türkiye’nin dünya enflasyon liginin ilk beşinden çık­ması, yalnızca sıkı para politika­sıyla değil; mali disiplin, üretim ar­tışı, verimlilik, kurumsal güven ve öngörülebilir ekonomi yönetimiy­le mümkün olacaktır.

Şevket Sayılgan’ın yazısı