SİNEM DÖNMEZ
Yalınayak, birinin üstü çıplak iki erkek kardeş. Boş mısır gevreği, sigara, kola kutuları, eski bir çekyat, bir televizyon, bir sandalye, bir ufak masa, bir dizüstü bilgisayardan ibaret evde yaşıyorlar.
Biri 17 yaşındaki Hench, diğeri 15 yaşındaki Bobbie. Bobbie sadece evin küçüğü değil, Tourette sendromlu, haliyle duyguları sık sık inip çıkıyor, hiperaktif, eli dursa ayağı durmuyor.
Hench daha ziyade soğuk, sakin, bir demir gibi.

‘Craft Kadıköy’de sahnelenen ‘Yen’ daha en başında ne izleyeceğinize hazır olun dercesine başlıyor, oyunda fiziksel şiddetin tonu yüksek, hatta çok yüksek.
İki kardeşin birbirini öldürecek gibi dövdükleri anlar, içinizin çekilmesine neden oluyor.
Köpeklerinin ismi Taliban

Saldırgan ve kahverengi olduğu için ‘Taliban’ adını verdikleri gerilim arttıkça arka odadan havlayan köpekleri, porno filmleri ve bol bol adam öldürmeli Call of Duty oyunlarıyla yaşamaktan ziyade hayatta kalıyorlar.
Bir anneleri var, evet ancak o da çocukları evde istemeyen bir adamla beraber yaşıyor, çocuklarının yanına da kafasına esince ve sarhoş geliyor.
Küçücük bir pencereden hayata katılan iki kardeşin kapısı annelerini diyabet ve alkol yüzünden baygın şekilde gördüklerinde açılıyor ilk. Hench’in annesini sevme konusundaki gönülsüzlüğünden anlıyoruz evde neyin eksik olduğunu.
Mutsuzluğu Jen’in gelişi bitiriyor

Çocuklar o evin içinde hayatta kalmaya çalışırken süregelen mutsuzluğu bir kumaşı yırtar gibi içeri giren Jen bölüyor. Sevmeyi bilen insanın karşı konulamaz çekimi, sıcaklığı pırıl pırıl bir bahar güneşine benziyor.
“Sen içeri girince evde perdeler açılmış gibi oldu” diyor Hench, Jen’e bir ara, tam da öyle oluyor. İlk aşkın o kocaman büyüsü seyirciye de geçiyor.
Birbirine tutunarak hayatın içinde yürümeye çalışan kardeşlerin yalnızlığı, dünyayla bağsızlıkları, köksüzlükleri, tesadüf değil. Neredeyse bulaşıcı hatta. Annelerinin de sevilmediğini, sevilmeyi bilmediğini fark ediyorsunuz.
Bir şey olacak hissi peşinizi bırakmıyor

Oyunda devamlı kötü bir şey olacak hissi, gerginliği yakanızı bırakmıyor. Gerginlik sürekli de tırmanıyor, lakin o gerginliğin içinde çok güldüğünüz anlar da oluyor. Bora Akkaş ve Berker Güven kardeşlik hissini size de geçiriyor, İdil Sivritepe’nin enerjisi nefis. Neslihan Yeldan ise anne rolü için doğru bir seçim.
Anna Jordan’ın yazdığı metin son derece güçlü, yalnızlığı, sevgisizliği, sevgisizliğin sevgisizlik doğurduğunu, travmaları, gençliği, şiddeti ve nedenlerini kusursuz bir şekilde birleştirmiş metinde. O metne can veren iddialı oyunculuklar izledik Yen’de.
Daha kısa olabilirdi
Tek itirazım oyunun süresine dair olacak. Oyunun en tavan yaptığı sahneden sonra yönetmen Çağ Çalışkur belli ki bizleri kalplerimiz sıkışmış, mahvolmuş halde bırakmak istememiş. Lakin iki buçuk saatlik oyunun iki buçuk saat sürdüğünü anlamadan geçiverdiğini söyleyemeyeceğim.
Fatih Gençkal ve Zeynep Gültekin’in çevirdiği ve Çağ Çalışkur’un yönettiği oyunda, Bora Akkaş, Berker Güven, İdil Sivritepe ve Neslihan Yeldan rol alıyor.
9, 12, 15, 19, 23 Nisan’da ‘Craft Kadıköy’de.