2000’de internete ilişkin aşırı beklentiler oluşmuştu. Aynı bugünkü AI gibi o zaman da internetin dünyayı değiştireceğine kesin gözüyle bakılıyordu. O zaman da “internet stratejisi olmayan kaybeder” deniyordu. Bugün ise “Yapay zekayı operasyonlarına entegre edemeyen kaybedecek” deniliyor.
Bu nedenle ilgi büyük.
Yatırımcılar, gelir yaratmayan şirketleri bile yüksek değerlemelerle fonluyor. 25 yıl önce telekom ve veri merkezleri yatırımları modaydı; şimdi de AI altyapı harcamaları koptu gidiyor. Yatırımcılar yine “geleceğe yatırım” yapma peşinde. Deutsche Bank’a göre bugün Amerikan ekonomisinin itici gücü AI oldu.
İnternet gibi yapay zekâ da devrim niteliğinde bir teknoloji. Ancak yatırımcı davranışlarında, Google CEO’sunun kibarca ifade ettiği gibi, ciddi bir “irrasyonalite” var. Yatırım iştahı, beklenen geri dönüşlerin çok ötesine geçmiş durumda. Kârlılıkla değil beklentilerle şişen bir aşırı değerleme ve görece düşük gelir söz konusu. Bu ikilinin olduğu yerlerde de genelde bir balon ihtimali söz konusu olur.
Mesele, bu balonun havasının zaman içerisinde düzenli düzeltmelerle alınabileceği mi, yoksa balonun bir gün aniden sert bir şekilde patlayacağı mıdır?