Şeref Oğuz: Eylül endeks belalısıdır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Her ömrün bir eylülü vardır” derler. Yazın bereketi geçer, ışık kısalır, yaprak döner; hayatın da bir mevsimi usulca kapanır. Fiyat endeksinin de kendi eylülü vardır. Takvim yaprağı dokuzuncu aya geldiğinde, yazın “düşüyor” sanılan enflasyon birden hatırlar ki henüz sonbahar başlamamıştır.

Okul kapıları açılır, kira sözleşmeleri yenilenir, giyim etiketleri değişir, gıda tezgâhı yeniden konuşur. Endeks, ömrünün o hüzünlü ama ısrarlı mevsimine girer. Bu bir şiir değil. Son 10 yılın resmi TÜFE verisi, eylülün endeksin “kırılma ayı” olduğunu gösterir. Son 10 eylülün aylık TÜFE’lerine bakalım: 2021; %1,25, 2022; %3,08, 2023; %4,75, 2024; %2,97, 2025; %3,23.

Son beş yılın ortalaması ise yüzde 3’ün üzerinde. Yani “mevsimsellik” bahanesi, 2016’daki o masum yüzde 0,18’lik eylülü çoktan geride bırakmıştır. Eğitim ve gıda kaynaklı yüzde 3,23… Eylül, artık istisna değil, düzenli yüksek fatura kalemi…

Bunun nedeni gizemli değildir. Eylülde eğitim grubu neredeyse her yıl endekse “okula dönüş zammı” yazar. 2025 Eylül’ünde eğitim fiyatları aylık yüzde 17,90 artmış, tek başına enflasyona yaklaşık yarım puan katkı yapmıştı. Aynı ay gıda yüzde 4,62 yükselmişti. Konut ve kira cabası… Kısaca eylül endeks belalısıdır.

(…)

Sonbahar inkâr edilmez. “Her ömrün bir eylülü vardır” sözü, yaşlanmayı değil; mevsimin kaçınılmazlığını hatırlatır. Enflasyonun da bir eylülü vardır. Bazen yüzde 0,18’lik ürkek bir esinti, bazen yüzde 6,30’luk bir fırtına olur. Hedef tutacaksa eylülü silerek değil, zamları durdurabilmekle olabilecek.

Şeref Oğuz’un yazısı