Serdar Değirmencioğlu: Öğretmenleri düşman belleyen rejim, kamu yararını ve geleceği hedef alır

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Eylül ayı önemli bir ay. Okulların açılmasından çok, asıl öğretmenlerin Türkiye’de verdiği örgütlü ve uzun soluklu mücadele açısından önemli. Eylül ayında öğretmenlerin örgütlü mücadelesi için önemli adımlar atıldı. Bunlardan biri, Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneğinin (TÖB-DER) kuruluşuydu. Öğretmenlerin bir sendikada değil, dernek çatısı altında örgütlenmesi tümüyle bir dayatmanın sonucuydu. 12 Mart 1971 darbesiyle oluşturulan baskı rejiminin memur sendikalarına yönelik saldırısı kapsamında Türkiye Öğretmenler Sendikası (TÖS) kapatılınca, başka bir yapı kurulması gerekiyordu.

Öğretmenleri düşman belleyen bir rejim, aslında kamu yararını ve daha iyi bir geleceği hedef alır. Öğretmenlerin örgütlü mücadelesine neden saldırıldığını anlamak için bir TÖB-DER yayınına göz atalım:

Ortaokullarda öğrencilerin yönetime katılmaları söz konusu değildir. Baskıcı bir disiplin anlayışı hakimdir. Bu nedenlerle ortaöğretim kurumları gençlerimiz için birer hapishane gibidir. (…) Ülkemizde özel okullar ve dershaneler yoluyla eğitimin ticareti yapılmaktadır. (…) Eğitimdeki tüm özel kurumlar kapatılmalıdır.

Serdar M. Değirmencioğlu’nun yazısı