Film adını İsrail ordusunun kullandığı “Nezek Agavi” sözünün kısaltmasından alıyor. “NAZA”, bir hava saldırısında öngörülen sivil kayıpları ifade ediyor.
Ancak, bu yıkım ve soykırım faaliyetinin sistematiğinin nasıl çalıştığına dair tarihe kalacak, aynı zamanda hukuki değeri de olan bir film “NAZA”. Bize meselenin basit bir intikam, öfke ya da vahşet izleğini takip etmediğini, planlı bir imha süreci olduğunu gösteriyor yapım. Bu işleyişin ayrıntılarına girdikçe, Nazi soykırımı ile İsrail’in yaptığı arasındaki sistematik benzerlik dikkat çekici hale geliyor. Film, iki soykırım arasında bir analoji kuruyor ama detaylandırmıyor. Bunun için bizim tarih bilgimizi devreye sokmamız gerekiyor.
Filmde konuşanların, sivillerin kasten vurulması, Gazze’nin hayali sınırlarla temizlenmesi ve bu sınırları ihlal edenlerin uyarılmadan öldürülmesi, çocukların ve kadınların olduğu binaların ‘hepsi aynı’ denilerek hedef haline getirilmesi gibi itirafları savaş suçunun kanıtları olarak elbet bir gün işlevli hale gelecektir.
Ancak, tek tek anlattıklarından çok, anlatılanların toplamından çıkan başka bir sonuç da var. İkinci Dünya Savaşı’nın ardından kurulan mahkemelerde yargılanan ya da çeşitli biçimlerde itiraflarda bulunan Nazi üyelerinin soykırıma dair söyledikleriyle, “NAZA”da konuşan ordu mensuplarını aynılaştıran bir sistem var.