Yıllardır “ara eleman” yalanıyla meşrulaştırılan bu sistem, yaklaşık 3 milyon çocuğu patronların insafına terk ediyor. MESEM’ler bir eğitim programı değil, bir çocuk katletme mekanizmasıdır. “Eğitim” adı altında sanayiye gönderilen çocuklar pres makinelerinde, kalıp çökmelerinde, forkliftlerin altında, yangınlarda, elektrik akımında ve işkenceyle can vermektedir. Bu sistem çocuklara eğitim mi vermektedir, yoksa ucuz işgücü, güvencesizlik ve ölüm mü?
Çocuklar ölürken Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin o koltukta oturuyor. Çocuklar ölürken istifa etmeyenler, denetim yapılmış izlenimi veren rakamlarla kamuoyunu oyalıyor. Yusuf Tekin “253 bin işletme incelendi” diyor ama çocuklar ölmeye devam ediyor. Çünkü sorun birkaç işletme değil, MESEM’in bizzat kendisidir. MESEM, sermayeye teslim edilmiş bir sömürü düzenidir.
Devlet eliyle çocukların bugünü de geleceği de gasp ediliyor. Bu çocuklar okullarda olmak yerine ağır sanayide çalıştırılıyor. Gelecekte başka bir meslek seçme hakları da ellerinden alınıyor. Elbette yaşayabilirlerse, büyüyebilirlerse… Yalnızca Kasım ayında 13 çocuk işçi öldü. Bu ülkede büyüyemeden ölen çocukların hesabını kim verecek?