Sorun yalnızca yetkiler ve sorumluluk meselesiyle sınırlı değildir. Anayasa, cumhurbaşkanının tarafsızlığını da esas görüyor. Bu nedenledir ki, seçildiğinde cumhurbaşkanının “partisiyle ilişiğinin kesileceğini” öngörüyor. (Madde 101)
Oysa yönetim tarzı ve liderlik reflekslerini çok iyi tanıdığımız Erdoğan, Köşk’e çıkarsa parti işlerinden kolay kolay elini çekeceğe benzemiyor. Kaldı ki, Erdoğan’ın toplumun pek çok kesimini ötekileştiren, dışlayan kutuplaştırıcı bir seçim kampanyası izlemiş olması, kendisinin Anayasa’nın cumhurbaşkanına yüklediği birleştirici, toparlayıcı rolü yerine getirmesi ihtimalini şimdiden ciddi bir şekilde zora sokmuştur.
Sonuçta Erdoğan seçildiği takdirde, önümüzdeki pazartesi gününden itibaren kendimizi Anayasa’yla ilgili büyük tartışmaların içinde bulmaya hazır olmamız gerekiyor. Erdoğan’ın Başbakanlık’ta girdiği otoriterleşme yönündeki kuvvetli
yönelişin Çankaya Köşkü’ne aynen taşınmasının Cumhurbaşkanlığı makamı açısından yaratacağı sıkıntıları da bu tartışmalara ekleyebilirsiniz. Dolayısıyla yarın kullanılacak oylar, Türkiye’nin yönetiminin nasıl bir modele kayacağını da tayin edecektir.