Sedat Ergin: Başbakan ve polis şefi arasında 'teşrikimesai' tesis edilmiş

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

İstanbul Emniyeti’nin 2007-2011 dönemindeki istihbarat sorumlusu Ali Fuat Yılmazer ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan arasındaki polemik, özü itibariyle aralarındaki ‘teşrikimesai’nin yoğunluk derecesi üzerinde patlak veriyor.

Başbakan, Yılmazer ile görüştüğünü inkâr etmiyor, ancak temas sayısının büyütülmemesini istiyor, “İki ya da üç kere…” diyor. Buna karşılık Yılmazer, temasların sıklığı için “30-40’dan az olmaması gerekir” diye konuşuyor. Nereden bakılırsa bakılsın, bu açıklamalardan Başbakan ile İstanbul Emniyeti’nin en önemli istihbarat görevlisi arasında bir çalışma ilişkisinin tesis edilmiş olduğu anlaşılıyor.

Bu açıklamalar esas alındığında, Başbakan’ın Ocak 2008’deki üçüncü dalgadan sonra Ergenekon’un bütün dalgalarında onay makamı olduğunu kabul etmemiz gerekiyor. Yılmazer’in sözlerini bu hukuksal çerçeveyi hatırlayarak tahlil ettiğimizde, yürürlükteki yasa açısından hukuken problemli bir durum karşımıza çıkıyor. En azından Ergenekon kararlarının temyizi aşamasında savunma avukatlarının eline bu davanın siyasi olduğu, tutuklamaların Başbakan’ın talimatlarıyla yapıldığı yolunda oldukça kuvvetli bir koz geçmiştir.

Sorun Başbakan’ın polise değil, aynı zamanda yargıya da talimat vermesiyle ilgilidir. Eğer Başbakan ileri sürüldüğü gibi savcılara bu yönde talimatlar verdiyse, bu harekat tarzının yargı bağımsızlığı açısından güçler ayrılığı ilkesinin özünü ciddi bir şekilde sakatladığını vurgulamak gerekir.

Sedat Ergin’in yazısı