Sedat Bozkurt: Dayatılmak istenen gazetecilik modeli de tam bu

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Demokrasi mücadelesi kolektiftir. Muhtelif kesimler ve politik yapılar bu mücadelenin doğal bileşenleridir. Örneğin bağımsız gazetecilik yapmanın koşulu ülkede güçler ayrılığına dayalı demokrasinin varlığıdır. Gazetecinin yeri bunu inşa etmek isteyen demokrasi güçlerinin yanıdır. Gazeteci sadece bu inşa sürecinde yer almaz, inşa sonrasında bu demokrasiyi muhafaza etmek için de pozisyon alır. Bu mesleki bir gerekliliktir de.

Gazetecinin işi şüphelenmek, soru sormak ve eleştirmektir. İşini yaptığı için gazetecilerin hedef gösterilmesinin nedeni de sorulardan, eleştirilerden siyasetçilerin hoşlanmamasıdır. Tüm dünyada bu durum aynıdır.

Cezayir dönüşünde memleketin en tartışmalı 50 artı 1 konusunda uçaktaki “gazeteciler”in Cumhurbaşkanı Erdoğan’a soru sormamaları eleştirildi. Oysaki oradaki işleyiş soru sormak üzerinden işlemiyor. Almanya dönüşünde “gazeteciler”e verilen yazılı kâğıtta ülke gündeminde olmamasına rağmen 50 artı 1 sorusu vardı yüksek sesle okumaları için. Oysa Cezayir dönüşünde “gazeteciler”e verilen yazılı metinde, ülke gündeminde olmasına karşın 50 artı 1 sorusu yoktu. Ellerine ne verilirse okuyanlar için bu çok normal ve doğaldı. Herkese dayatılmak istenen gazetecilik modeli de tam bu. İşte gazetecilik için mücadele de tam buna direnerek başlıyor.

Sedat Bozkurt’un yazısı