Tarım desteklemeleri artırılmış görünse de Tarım Kanunu’nda yazan “Tarım desteklemeleri milli gelirin yüzde 1’inden aşağı olamaz” hükmüne uyulmadığı da bir gerçektir. Tarım Kanunu’na göre belirlense, tarım destelemelerinin 1 trilyon 112 milyar lira olması gerekiyordu.
Oysaki verilecek miktar 235 milyar lirada kaldı. Ülke tarımı ve üretici köylüsüne destek olarak verilmesi gereken paranın geriye kalan 877 milyar lirası başka yerlere harcanacak. Kanun milli gelirin (GSYH)’nin yüzde 1’i dese de yıllardır sabitlenmiş bir şekilde binde 2’si tarıma destek olarak ayrılıyor. Saray iktidarı 2006 yılında kendi çıkardığı Tarım Kanunu’na yine uymuyor.
AKP yine köylüyü yokluğa razı etmeye çalışıyor. Oysaki bu destekleme miktarı, tarım ve gıda tekellerine hizmet eden politikalarla, ülke tarımının üretici köylüler ve halk yararına değişmesi mümkün değildir. Limon ağaçlarının kesildiği, ürünlerin derelere, boş yerlere döküldüğü koşullarda ortak talepler etrafında mücadele şart.
Bütçeden tarıma ayrılan destekler artırılsın. Tarım ürünlerine taban fiyat açıklansın ve düşük fiyat dayatılması engellensin. Ürün fiyatları üzerindeki ithalat baskısı son bulsun. Küçük üretici köylünün banka ve Tarım Kredi Kooperatifine olan borçları silinsin. Sulama suyu ve sulamada kullanılan elektrik ucuzlatılsın.
Başta mazot olmak üzere ilaç, gübre, tohumluk, fide ve fidan gibi tarım girdileri desteklenerek ucuz temini sağlansın. Başta mazot olmak üzere tarım girdileri üzerindeki ÖTV-KDV gibi vergiler kaldırılsın. TÜMKÖYSEN bu talepler etrafında birleşerek mücadele çağrısı yapıyor. Fakat henüz geniş bir kesime ulaşmış değil.
Ulaşmasının yolu da “Biri, bir şey yapmalı” diye beklemek yerine ülke tarımı ve milyonlarca çiftçi ve ailesinin geleceği için bu ortak talepler etrafında köylünün sendikasıyla birlikte mücadele etmesinin önem kazandığı bir dönemden geçiyoruz.