Ormanları, yeşil alanları, tarım alanları, meraları, dereleri her geçen gün azalan İstanbul’u betonistana çevirdiler.
İşlenen tarım alanı miktarı 2000’in başlarında 95 bin hektarken, 2024’e gelindiğinde işlenen tarım alanı miktarı yüzde 22 azalarak 74 bin hektara düştü. On binlerce hektar alan orman vasfını kaybettiği gerekçesiyle 2B kapsamına alındı. İstanbul Planlama Ajansı raporuna göre Kanal İstanbul güzergahındaki 440 mera, yayla ve kışlaktan 418’inin mera vasfı kaldırılarak 1300 hektar alan inşaatın rantına açıldı.
Üçüncü köprü, Marmara Otoyolu, İstanbul Havaalanı ve bağlantı yolları derken İstanbul’un kuzeyinde ormanlar ve tarım alanları yok oldu. Dereler ya kapatılıp üzeri yol ve konut yapıldı ya da daraltılarak kanal haline getirildi. Toprağın yerini beton, ağaçların yerini binalar ve AVM’ler aldı.
Yağmur yağınca da hep aynı sözler, “Tarihin en çok yağışı oldu”, “Normalin üzerinde yağmur yağdı”, “Büyük bir doğal afet yaşıyoruz” sıralanıp gidiyor.
8 bin 785 ihbar, 2 bin 727 kurtarma, 4 can kaybı, 5 kişi hâlâ aranıyor. Bunlar resmiyete yansıyanlar. Bir de yansımayanlar var.