Şebnem Korur Financı: Ruhsal değerlendirmeyi delil olarak görmeyen hakimler adaletin yoluna engel döşüyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Bu maddeye göre aralarında cinsel suçlar ve cinsel istismarın bulunduğu suçlarda bir kişinin tutuklanabilmesi, kuvvetli suç şüphesinin somut delillere dayanmasına bağlı hale getirilecek. Bir diğer deyişle cinsel saldırıya maruz kalan kadınlar, istismar edilen çocukların maruz kaldıkları suça kanıt teşkil edecek somut delile sahip olmaları beklenecek. Adalet Bakanlığı sözcüsü tepkilere yönelik bir açıklama yaptı ve “Kadın ve çocuklarımızın beyanları elbette ki delildir” dedi. Ne yazık ki kafa karışıklığı, bilimsel bilgiden uzak yaklaşım bu sarp yolu daha da aşılmaz hale getirecek. Öncelikle hatırlatalım, beyan delil değil, ancak soruşturmaya esastır. Beyan karşısında yapılacak olan hızlı ve etkili bir soruşturma ve tıbbi belgelemedir. Somut deliller arasında en önemli olanlardan birisi ise tıbbi belgelemedir. Tıbbi belgelemede beden muayenesi, ruhsal değerlendirme ve toplanan örneklerde yapılacak incelemeler olmazsa olmazdır. Beden muayenesinde saptanan yaralanma, yaralanma olmasa bile toplanan örneklerde saldırgana ait dokular, o olmasa bile ruhsal değerlendirme sonucu şiddete bağlı ortaya çıktığı tespit edilen ruhsal etkilenmelerin her biri “somut” delildir. Ancak ruhsal değerlendirmeyi delil olarak görmeyen savcı ve hakimlerle bu düzenleme adaletin yoluna engel döşemekle kalmıyor, cinsiyetçi şiddetin halı altına süpürülmesi, insanların yaşadıkları şiddeti dile getirmemesi için elden gelen yapılıyor.

Şebnem Korur Financı’nın yazısı