Toplumun her kesiminde rahatsızlık artıyor. Üreticiler yol kesiyor, yürüyüş yapıyor, gelecek yıl sorunların daha da ağırlaşacağını biliyor. Şimdiden gübreye, mazota, ilaca zam üstüne zam yapılıyor. Bu zamlar, artık üretimin sürdürülmesini giderek zorlaştırıyor. İktidar, ülkemiz üreticisini, besicisini desteklemek bir yana her fırsatta, “Paramız var, ithal ederiz” silahını kullanıyor.
Çalışan işçinin ancak yüzde 14’ü sendikalı, yüzde 86’sının sendikasız olduğu bir ülkedeyiz.
Türk-İş’e bağlı federasyonların genel başkanları, Türk İş yöneticileri il il dolaşıyor. Örneğin Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay bugün Trabzon’da, dün Diyarbakır’dan dönen Genel Başkan Yardımcısı Ramazan Ağar Ankara’da, Eyüp Alemdar İstanbul’da sorunları anlatacak.
20 Ağustos 2024’de 81 ilde Türk-İş’e bağlı sendikalar kitlesel basın toplantıları düzenleyecek. 26 Ağustos’ta Çerkezköy’de, 3 Eylül’de Zonguldak’ta geniş katılımlı mitingler yapılması planlandı. İşçi kesiminin de türlü türlü sorunları birikti.
KİT’lerde ve kamuda çalışanlarla birlikte 150 bin civarında olan taşeron işçilerin kadroya geçirilmesi de istekler arasında.
Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay ile Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, kamu toplu sözleşmelerinde yaşanan sıkıntılarla ilgili olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Çalışma Bakanı Vedat Işıkhan’a gönderdikleri ortak imzalı mektupta kamu toplu iş sözleşmelerinde sözleşmelerin başlangıç tarihleri arasında ortaya çıkan ücret farkından kaynaklanan sorunlar da anlatıldı.
Evet, yıllardır sessiz kalan Türk-İş, işte birçok istekle sahalara iniyor. İktidarın işi daha da zorlaşıyor.