Görünen şu: Eğer Irak bütünlüğünü koruyacak ise, bu ancak Kürtlerin yanında Sünni ve Şii Arapların da birer federe devlete sahip oldukları, gevşek bir federal yapı içinde mümkün olabilir. Nuri el-Maliki’nin temsil ettiği, Irak’ın tamamı üzerinde Şii çoğunluğun tahakküm kurduğu rejimi ne Kürtler kabul eder, ne de Sünni Araplar. KBY Başbakanı Neçirvan Barzani, BBC’ye “Sünni Arapların da bir özerk bölgesi olmalı” derken bu gerçeğin altını çizmekte.
Peki, Irak’ın bütünlüğü gevşek bir üçlü federasyon halinde dahi korunamazsa ne olur? Bu durumda Türkiye’yi kuşkusuz en çok ilgilendiren konu, Iraklı Kürtlerin bağımsızlık ilan etmeleri halinde Ankara’nın takınması gereken tavrın ne olacağı, olması gerektiği. Irak’ın dağılması halinde Ankara’nın 2008’den bu yana giderek derinleşen siyasi ve iktisadi ilişkiler kurduğu, ortak çıkarlara sahip olduğu, kendi Kürt sorununun demokratik bir çözüme kavuşmasına destek veren KBY’nin bağımsızlık ilanına karşı çıkması, gerçekçi bir seçenek değil. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, yakınlarda, Iraklı Kürt haber ajansı Rudaw’a, “Irak bölünecek olursa, Kürtler kendi kaderlerini tayin hakkına sahiptir…” derken bu gerçeği ifade etmekte.
Uzun yıllar seslendirilen, Irak Kürtlerinin bağımsızlığının Türkiye’de ayrılıkçılığı teşvik edeceği iddiası inandırıcı değil. PKK dahil Türkiye Kürtlerinin ezici çoğunluğu, Türkiye’nin bütünlüğü içinde çözümden yana.