Yeni yıla nasıl girersen öyle geçermiş. Biz yeni yıla İbrahim Tatlıses’le Bülent Ersoy’un zırıl zırıl ağladığı, onlar ağlarken Asena ve Yıldız Tilbe’nin kurtlarını dökercesine dans ettiği anlarla girdik.

Türk televizyonlarının absürtlüklerle dolu tarihinde böyle bir ana zannımca hiç ihtiyaç yoktu ama bizler tuhaflıkları ikiye, üçe ve hatta beşe katlamayı seviyoruz.
Aslında böyle bir saçma program hakkında yazmayacaktım ancak o kadar çok kesit gördüm ki sosyal medyada, dayanamadım oturdum bilgisayarın başına.
‘İmparator’ çökerken iki kadın dimdik ayakta
Program aslında iki kadının zaferi ve bir adamın çöküşünün resmi gibiydi.
Dediğim gibi miadı çoktan dolmuş ‘İbo Show’ gibi bir garabeti izlemeyi milletçe hiç hak etmiyoruz. Tatlıses’ten bize ne. Ama gelin görün ki yapımcılar cin fikirli kişiler olduğundan İbo’nun küs olduğu ama kısa süre önce barıştığı Yıldız Tilbe’yle 25 yıldır hiç yüz yüze gelmediği dansöz Asena’yı bir programda bir araya getirdi.
Genç kuşağın, yani 2005 sonrası doğanların Asena ve İbo hikayesini bu program sayesinde öğrendiğini fark ettim.
‘Zamanının en maço erkeği’ymiş
Tatlıses, yaklaşık beş yıl çalıştığı Asena’yla birlikte programlara çıkmış, hatta daha sonra bu işbirliği bir ilişkiye dönüşmüştü. Zamanında ‘yılın en maço erkeği’ seçilen ve kadını dövmekle övünen bu adamın Asena’ya fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığı iddia edilmişti. Bununla bitse iyi, sahne aldığı yerlere ve giydiği kostümlere kadar karışan İbo’ya tahammül edemeyen ve canına tak eden Asena 20’li yaşların başında olmanın verdiği cesaretle bu adamı terk etmişti.
Kadınlara cesaret veren bu davranışını tabii ki de Tatlıses cezasız bırakmamıştı. Televizyonlar Tatlıses’in korkusundan Asena’yı ekrana çıkarmamış, sahne alacağı organizasyonlar iptal olmuştu. Bu da yetmemiş genç kadının ayağına ateş edilmişti. Sonrası yarım kalan veya perdenin arkasında devam eden bir hayat. Ara ara magazin programlarının hatırlattığı bir isim olmakla yetinmek zorunda kaldı Asena.
Yok ‘do’dan yok ‘fa’dan
Yıldız Tilbe’yle olan küslükse tam evlere şenlikti. Programda yok ‘fa’dan yokdan ‘do’dan okuyalım derken Tilbe şarkıyı o kadar tizden okumuştu ki Tatlıses Tilbe’nin güçlü sesinin yanından yöresinden bile geçememişti.
Oysa ki gerilimi yıllardır hakkını alamadığını söyleyen Tilbe’nin isyanı başlatmıştı. Konu Tatlıses’i rahatsız etmiş olacak ki eski defterleri açmış ve bir döneme damgasını vurmuş “Seni p*zevenklerin elinden almadım mı” demişti. Yıldız’sa bildiğimiz gibi müdanasız “Ben korudum kendimi” demişti.
Haksız mıydı Yıldız? Kurtlar sofrasında kendini koruyamasa İbo’yla kavga ettikten sonra hayatına devam edebilir miydi?
Neyse ki kavgadan sonra bocalasa da Tilbe bir ritim tutturdu hayatında, Asena’nın aksine daha iyimser bir hikayesi oldu. En azından silahlar konuşmamıştı onun hikayesinde.
Tatlıses’eyse bu olaylardan sonra silahlı suikast düzenlenmiş, vücudun bir tarafı yediği bir kurşun nedeniyle felç kalmıştı.
Vurulmasının ardından yıllar sonra İbo Show’u tekrar yapmaya başladığında, bu durumuna sürekli içerlenip gözyaşı döktü.
Bazıları bu olayları karmaya bağlayacaktı, bazıları etme-bulma dünyasına. Kimileri de vurulduğu araçtan sağ çıkmasını şansla veya parayla ilişkilendirecekti.
Neyse ne, İbo yaşam koşullarından memnun olmasa da hayatta kalmıştı.
31 Aralık 2025’e kadar olan hikaye bu kadar.
‘Asena nasıl geldi?’
Yılbaşı gecesiyse adeta tımarhaneden bir kesit izledik. Güzide ülkemizde acı üstüne acı yaşayıp bunları kısa sürede unutmaya ve katarsisler yaşamaya teşneyiz. Tamam ama, ekranda gördüğüm de bir tür sinir boşalması, bir kendini kaybetme haliydi.

Programın başı oldukça sıkıcıydı ama Asena’nın girmesiyle ortamın enerjisi alt üst oldu. (Öncesinde biraz ölü evi enerjisi vardı sonrasında daha beter oldu.)
Asena geldi, oturdu, “Affetmek, barışmak, iyidir, güzeldir” dedi de; bu sözleri pek içten de söylemiyordu sanki. “Gel dediniz geldim“ der gibi bir hali vardı. Zaten yüzünü de pek İbo’ya çevirmiyordu ki Bülent Ersoy kadını kaldırıp zorla İbo’yu öptürdü.
O sırada sürekli el yükselten Ersoy, “Asena nasıl geldi” diye sordu. Tilbe hemen atladı ve yanıt verdi. Kameraları unutan Tilbe Ersoy’a Asena’nın iki katı para aldığına ilişkin el kol hareketleri yaptı.

Bu olanlar oldukça absürttü. İşin komik tarafı Asena dans ederken Ersoy ve İbo ağlama krizine girdi.
Tilbe ve Asena kalkıp dans edip halay çekerken İbo yine hüngür hüngür ağlıyordu.
Tatlıses arada şaka yapan Şafak Sezer’e gülüyordu. Şafak Sezer ve Cengiz Kurtoğlu o programda neden varlardı, hiç bilmiyorum. Asena ve Tilbe’nin orada olmasından daha saçmaydı çünkü bu ikilinin orada olması.
‘Program deliler evinden bir kesit ama malum ülke de tımarhaneden hallice’
İbo bir ağlayıp bir gülen döngüye girdi. Ardından bazı aralarda Ersoy da ağladı. Tilbe ve Asena’ysa mutluydu. Dans ettikçe ve diğer konuklara sırt çevirip oynadıkça keyifleri yerine geliyordu.
Çoğumuza belki de bu iki kadının o programda olması dünyaya uzaylılar inmesinden daha tuhaf geldi ama… Orada yediği darbelere, bir erkeğin onları görmezden gelmesine ve yok etme şiarıyla saldırmasına karşı ağaçlar gibi ayakta duran iki kadın vardı. Biri olanca sesiyle hâlâ şarkı söylüyor, diğeri dans ediyor. Zulmüyle meşhur ‘imparator’sa derdine ağlıyor.
Bir dönemin figürleri İbo ve Bülent Ersoy aslında kapanan devirlerine ağıt yakıyordu.
Ağlasınlar ne yapalım, biz dimdik ayakta duran Tilbe ve Asena’dan razıyız. Böyle bir yüzleşmeye ihtiyacı varmış toplumun. Program, sosyal medya kullanıcılarının ifadesiyle ‘tımarhaneden’ bir kesit ama malum, ülke de tımarhaneden hallice. Buna göre konuşmak lazım.