Şahap Eraslan: Türkiye'de faşizmin temel sorunlarından biri, iç temsilcilerin değişime kapatılması

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Türkiye’de faşizmin temel sorunlarından biri, iç temsilcilerin değişime kapatılmasıdır. “Benim de Kürt komşum var, Kürtlerle sorunum yok” cümlesi bunu gösterir: Reel ilişkide dönüşüm olmuş olsa bile, kişinin iç dünyasındaki Kürt imgesi beton gibi yerinde duruyorsa hiçbir şey değişmemiştir.

Faşizm yalnızca ötekileştirmez; ötekini düşmanlaştırır. Onu şeytanlaştırır, ondan tiksinmemizi sağlar. Dahası, ötekiyle pozitif reel temasın önünü keser.

Çünkü temas, propagandanın kurduğu imgeleri yıkar. Naziler iktidara yürürken Yahudileri “mikrop”, “veba”, “seks düşkünü canavarlar” olarak sunuyordu. Böylece merak sıfırlanıyor; korku ve tiksinti en yüksek düzeye çıkarılıyordu. Faşizmin hedefi budur:

Ötekiyle ilişki ya hiç olmayacak ya da yalnızca vahşet üzerinden kurulacaktır. Faşizm iyi olana imkân tanımaz; cemaatleşmiş, tarikat benzeri bir kültür üretir. Biz’i içerde homojenleştirmek için ötekiyi sürekli olarak tehdit hâline getirir.

Bu yüzden faşizmi anlamak için şu soruyu sormak gerekir: İnsan öteki hakkında ne düşünüyor? Ne hissediyor? İç dünyasında ötekiyi nasıl temsil ediyor? Faşizmin gerçek cephesi, tam olarak orada, içsel sahnede kuruludur.

Şahap Eraslan’ın yazısı