Irkçılığın kaynağı genellikle gerçek bir soruna dayanır. Hızlı ve yoğun göç alan ülkelerde ciddi uyum sorunları yaşanır. Bu, hem gelenler hem de yerliler açısından göç ve göçün yarattığı sorunlar nedeniyle “uyum mekanizmalarının” zorlanmasına yol açar. Uyum mekanizmalarının zorlanması da insanları bütünüyle reddetmeye yöneltebilir. Irkçılar, göç ve göçmenlerle ilgili sorunları sadece göçmenlere yükleyerek ve onları sorumlu tutarak, yani onları ortadan kaldırarak (örneğin geri göndermek gibi), bu sorunları çözeceklerini iddia ederler. Çok alkış alan bir söylem var: “Biz Türk’üz, vatanımızı terk etmeyiz, vatanımızı ölümüne savunuruz…” Oysa insanlık tarihi göçler tarihidir, yani‚ yurtları terk etme tarihi.
Irkçılık genelde bir projeksiyonla ayakta tutulur. Projeksiyon, insanın kendisine ait bir meseleyi, kendinde görmek istemediği için başkasına yıkma çabasıdır. Dünyanın karmaşıklığı ve büyüklüğü, insanları yaşadıklarını, algılarını, bilgilerini ve deneyimlerini kategorize etmeye yöneltir. Bu kategorize etme süreci hatalar içerebilir, ancak gereklidir. Irkçılık, bu kategorileri bölme ve parçalama mekanizmasıyla birleştirerek değişmez ve mutlak bir gerçekliğe dönüştürür. Dünyada birçok halk, kültür, dil ve grup var. Aynı kültür içinde de birçok alt kültür bulunur. Bu durum, önyargıları kaçınılmaz kılar. Örneğin, ben hiç Şilili tanımıyorum, ancak okuduklarımdan ve izlediklerimden bir Şili ve Şilililer imgesi oluşturdum. Kısacası, pozitif ve negatif önyargılar, insana bazı kolaylıklar sağlar. Kategoriler ve önyargılar konusunda hepimiz esneğiz ve bu kategorileri, yeni bilgi ve deneyimlerle değiştirebiliriz. Ancak ırkçılar, bu konuda son derece katıdır ve dünyalarını, bu kategorileri ve önyargıları değiştirmemek üzerine kurarlar.
Irkçılık, çoğu zaman bireyin kendi yetersizliklerini ve eksikliklerini gizlemeye hizmet eder. İnsan, yetersiz bir varlıktır ve dünyaya çok az donanımla gelir. Bu yetersizlik duygusu ömür boyu sürer. Büyümek, aslında bu yetersizlik hissini aşma sürecidir. Birey, bu yetersizlik duygusunu geride bırakmak için yücelik ve muhteşemlik fantezilerine sığınır. Irkçı kolektif narsizm (grup narsizmi) üzerinden aşağılık kompleksinden kurtulmaya çalışır. Yetersizlik duygusuna bulunan çözüm, büyük bir gruba, örneğin Türklük veya Müslümanlık gibi, sığınmaktır. Bu gruplara olağanüstü özellikler yükleyerek, bu üstün gruba ait olmanın yücelik/üstünlük duygusunu yaşarlar. Irkçılığı gizlemenin en etkili yöntemi başkalarının ırkçılığını konuşmak. Mesela ABD’deki ırkçılığı protesto etmek çoğumuz çok seksi gelebiliyor. Irkçılığı konuşabilmenin ilk koşulu insanın kendi düşünceleri ve duyguları üzerine refleksiyon yapabilmesi.