'Sağlıkta reform'un faturası: 10 yılda 110 bin şiddet olayı

MESUDE ERŞAN

@mesudersan

mesudeersan@diken.com.tr

Sağlıkta şiddet hızını kesmiyor. Beyaz Kod verilerine göre, Türkiye’de günde ortalama 80’den fazla sağlıkta şiddet vakası yaşanıyor. Türk Tabipleri Birliği’ne göre, hekimlerin yüzde 84’ü meslek hayatlarında en az bir kez fiziksel veya sözel şiddete uğrasa da sadece yarısı bildiriyor. Dolayısıyla gerçek oranların çok daha yüksek olduğu tahmin ediliyor.

Fotoğraf: TTB

Sağlıkta şiddeti gösteren Beyaz Kod bildirim sayısı 2020’de 11 bin 942 iken, 2021’de 29 bin 826’ya yükseldi.

Konya’da görev yaptığı şehir hastanesinde bir hasta yakınının kurşunlarıyla ölen Kardiyoloji Uzmanı Dr. Ekrem Karakaya, sağlıkta şiddetin son kurbanı. Bugün ve yarın sağlık çalışanları ülke çapında iş bırakarak, cinayeti ve yıllardır tırmanan sağlıkta şiddeti protesto ve yetkilileri göreve davet edecekler.

‘Cumhurbaşkanı neden bu konuda konuşmuyor?’

Sağlık sisteminde yaşanan sorunlara çözüm öneren Forum 2023 platformunda da “Sağlıkta Şiddet Neden Olağan Hale Geldi?” sorusunun yanıtları arandı.

Çok katmanlı olan sağlıkta şiddet sorununun yakın tarihte çözülemeyeceğini belirten halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Nuriye Ortaylı, hiç olmazsa kısa vadeli caydırıcı tedbirlere (kanun vs.) yüklenmek gerektiğini söyledi. Her konuda konuşan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın sağlıkta şiddetle ilgili fikrini söylemediğine dikkati çeken Ortaylı, “Cumhurbaşkanı bu konuda neden hiç ağzını açmıyor? Her konuda ileri geri konuşuyor. Bu kadar doktor öldürülüyor, ağzını açıp hiçbir şey söylemiyor. Devlet doktorların arkasından tamamen çekildi. Hatta tersine, sağlık çalışanlarını hedef gösteriyor. Bu da uyguladıkları sağlık politikasının bir parçası” dedi.

‘Hekimler ve sağlık çalışanları itibarsızlaştırıldı’

Uzun yıllar İstanbul Tabip Odası ve TTB’de görev yapan Dr. Osman Öztürk, konuşmasına öldürülen meslektaşları Dr. Göksel Kalaycı (2005), Dr. Ali Menekşe (2008), Dr. Ersin Arslan (2010), Dr. Kamil Furtun (2015), Dr. Aynur Dağdeviren (2015) ve Dr. Fikret Hacıosman’ı (2018) anarak başladı. Yaklaşık 40 yıllık hekim olduğunu belirten Öztürk, “Geçmişte sağlıkta şiddete çok az rastlardık. Hastanelerimizde, sağlık kurumlarımızda güvenlik görevlileri bulunmaz, sadece kapıda iki kapıcı olurdu. Hekimin itibarının koruyucu bir fonksiyon gördüğünü şimdi daha iyi anlıyoruz. Geçmişte bir tartışma ya da şiddete yönelme olduğunda hastalar veya hasta yakınları durdurulurdu. Hekime, sağlıkçıya el kalkmazdı” dedi.

AKP iktidarının hekimler ve sağlık çalışanlarını itibarsızlaştırdığını söyleyen Öztürk, sözlerini şöyle sürdürdü: “Eski Sağlık Bakanı Recep Akdağ Türk Tabipleri Birliği kongresinde, önümüzde ‘Hekimlerin eli hastaların cebinde’ diye konuşmuştu. Dönemin Başbakanı Erdoğan ‘Hekim efendinin dönemi bitti’ demişti. Geçenlerde de ‘Çeksinler, gitsinler’ dedi. Aslında şiddetin, cinayetlerin en büyük etkeni hekimin itibarının giderek, isteyerek yok edilmesi. Çünkü sağlığın özelleştirilmesi sürecinde profesyonel mesleklerin işçileşmesi ve sermaye önünde engel olmaktan kalkması programının bir parçasıydı. Fail derken, sadece tetiği çekeni değil, zemini hazırlayanları bilmemiz ve onlarla mücadele etmemiz gerekiyor.”

10 yılda 110 bini aşkın şiddet bildirimi

Hekim olan CHP İstanbul Milletvekili Ali Şeker, eğitimli meslek gruplarına yönelik şiddeti teşvik eden tutumun 20 yıldır giderek arttığını söyledi. Eğitimin değersizleştiğini, eğitimli meslek gruplarının hedef haline getirildiğini belirten Şeker, “Bunların sonuçlarını yaşıyoruz. 2012’den beri sağlıkta şiddet istatistikleri tutuluyor. 110 bini aşkın sağlıkta şiddet bildirimi varBunun sebeplerinin ortadan kaldırılması gerekiyor. Anlayış değişikliğine acilen ihtiyacımız var. Asıl sorumlu ülkeyi yönetenler ama mağdur olan hekimler suçluymuş gibi şiddeti onlara yönlendiren bir anlayış var. Sağlıkta şiddet halkın sağlık hizmeti almasını engelliyor. Sistemdeki sakatlıklar sağlık çalışanlarını hedef haline getiriyor” diye konuştu.

‘Eğitimliler, kışkırtılmış cahillere kırdırılıyor’

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın geçtiğimiz haftalarda görüştüğü fenomen hekimlerden yoğun bakım uzmanı Prof. Dr. Dilek Dai Özcengiz, şiddetin toplumun her yerinde olduğunu söyledi. Sağlık sisteminin yangın yeri olduğunu belirten Özcengiz, “Öğrencilerimin ne kadar üzgün, kaygılı olduğunu görüyorum. Onları nasıl tekrar bu mesleğe ısındırırız kaygısını derinden yaşıyorum” dedi.

Hukuk sisteminin sağlıkta şiddet sorununu çözmeye yetmeyeceğini savunan Özcengizşunları söyledi: “Bu çok ciddi bir toplumsal sorun. Belli bir eğitimdeki, düşüncedeki insanların kışkırtılmış cahillere kırdırma politikası. Kısa vadede, hastanelerdeki kabalığın azaltılması, silah sokulmaması gibi çözümler ele alınabilir. Ama resmin tamamına bakmak lazım. Ülkenin şiddet anlamında bir yangın yeri olduğunu, eğitimlinin cahile kırdırıldığı, kışkırtılmış cehaletin ülkeyi kapladığını görmek gerekiyor.”

‘Hekimliğin değersizleştirilmesi bilinçli bir politika’

Klinik mikrobiyoloji ve enfeksiyon hastalıkları uzmanı Prof. Dr. Alpay Azap, şiddetin hekimleri işlerini yapamaz duruma getirdiğini söyledi. Savaşlarda dahi tarafların sağlık çalışanlarına ateş etmediğini vurgulayan Azap, “Nasıl oluyor da kendi insanlarına yaşam vermeye, sağlık dağıtmaya çalışanların öldürüldüğü bir ülke haline geldik? Mesleğimizin değersizleşmesine mutlaka ve mutlaka karşı çıkmamız lazım. Mesleğimizin değersizleştirilmesinin bilinçli uygulanan bir politika olduğunu düşünüyorum” dedi.

“Sağlıkta dönüşüm” denilen politikanın baştan beri şiddeti körüklediğini ifade eden Azap konuşmasını şöyle sürdürdü: “Yaşanan tüm sorunların günah keçisi haline getirilmemiz söz konusu. Ülkenin genel yönetim tarzı da cehaletin yüceltilmesi, bunun karşılığında değerli şeylerin değersiz addedilmesi. Liyakat, eğitim, nitelik kötüleniyor. Bunları dile getirdiğinizde elitist oluyorsunuz, kendinizi kibirli, toplumun üstünde gören kişiler konumuna düşüyorsunuz. Biz de sanki bu durumu benimsedik ve kendimizi geri çekiyoruz. İşimizin bütün insanlık için neden önemli ve değerli olduğunu her ortamda, her fırsatta dile getirmek zorundayız.”

‘2002 milat’

Hekim cinayetlerinin önemli bir kısmının 2002’den sonra yaşandığını vurgulayan Dr. Mehmet Antmen, “2002 sağlık açısından bir milat. Hem AKP’nin iktidara geldiği hem de sağlıkta dönüşüm programını açıkladığı tarih. Şiddetin ve ölümlerin bu tarihten sonra olmasının hiçbir tesadüfü yanı yok. Bunlar bizzat sağlıkta dönüşümle ilgili sorunlar” dedi.