YÖK, 18 Eylül’de üniversitelere bir yazı göndermiştir. Bu yazıda YÖK’ün üniversitelerden, “‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin farklı disiplinlerin katkısıyla sosyal, ekonomik, hukuki, siyasi, kültürel ve güvenlik boyutlarıyla ele alınması; bu kapsamda akademik çalışmalar yapılması, panel, konferans ve çalıştaylar düzenlenmesini” istemesi YÖK’ün yasal görevleriyle tutarlıdır. Ancak YÖK’ün bu yazıda üniversitelerden, “2026-2027 eğitim-öğretim yılı açılış törenlerinde ve ilk derslerinde ‘Terörsüz Türkiye’ hedefinin işlenmesini” istemesi ise, YÖK’ün iktidara bağımlı bir kurum olduğunun son göstergesidir.
Çünkü “Terörsüz Türkiye” konusu şu anda pek çok belirsizlik ve kuşkularla doludur. Bilindiği gibi, “Yurtta barış ve dünyada barış” Cumhuriyet rejiminin en değerli ilkelerinden biridir. Yine bilindiği gibi yurtta barış olması için, ırkların, inançların ve kadın ile erkeğin hukuk önünde eşit olması, laik hukuk düzeninin işlevsel olması gerekir. Başta Aleviler olmak üzere, diğer inanç ve mezhep mensupları ile ateistleri dışlayan “Sünni İslam” ya da “Ümmetçi” yaklaşımlarıyla barışın sağlanması zordur.
Benzer şekilde, diğer etnik grupları içermeyen “Arap-Kürt-Türk kardeşliği” söylemiyle barışın sağlanması da kolay değildir. Üstelik tarihte belki de en çok Arap, Müslüman ve Türk öldürmüş olan Osmanlı’ya öykünmek de “Terörsüz Türkiye” konusundaki kuşkuları artırmaktadır. Ayrıca milyonlarca insanın tarikat liderinin ya da aşiret reisinin isteği doğrultusunda oy kullandığı bir ülkede barışı sağlamak da, her an Yemen’de ya da bir başka yörede savaşa katılma olasılığı olan bir ülkede barışı sağlamak da kolay değildir.
Bu arada, ressam, müzisyen, ziraatçı, matematikçi, … olan akademisyenlerin ilk derste bu konuyu nasıl işleyecekleri de büyük bir soru işaretidir.
“Terörsüz Türkiye” tabii ki özlenen bir durumdur. Ancak gerçeğin peşinde olması gereken YÖK’ün, pek çok belirsizlikleri nedeniyle toplumun önemli bir kesimini rahatsız eden ve iktidarın yarın değiştirebileceği siyasal tutumuna destek vermesi-iktidarın dümen suyuna girmesi- yasal sorumluluklarıyla bağdaşmayan bir durumdur.
YÖK ve üniversiteler, iktidarın dümen suyunda gidecek kurumlar değil, iktidara yol göstermesi beklenen kurumlardır.