Diyarbakır Belediyesi yeni açılan bir parka ANZ (Ayşe Nur Zarakolu) adını verdi. Sayısız uluslararası ödüle sahip bir düşünce özgürlüğü savunucusu olarak adını kalıcı kılmak istedi. Valilik dellendi ve yasakladı, “O bir suçlu!” diye. Ne suçlusu? Düşünce suçlusu bir sabıkalı devlet nezdinde. Hangi dönemde? Post 28 Şubat. Sözde ülkenin liberalleştiği, “reformlar” yaptığı, AKP’nin ilk balayı döneminde.
Doğubayazıt Belediyesi, bir İtalyan kardeş belediyesinin katkısı ile ANZ Kadın Sağlık ve Eğitim Merkezi açtı, ölümünden bir yıl sonra. Halkın büyük çoğunlukla seçtiği belediye başkanı geçen yıl görevden alındı ve yeni atanan kayyımın yaptığı ilk iş bu merkezin kapısını mühürlemek oldu.
Ve ANZ’nin doğum yıl dönümünden bir hafta önce, polis kurduğu yayınevine geldi. “Hakkınızda DHKC yayınları dağıttığınız yolunda ihbar var” diye. 20 yıl önce, 30 yıl önce basılmış 2 bin kitaba el konuldu. Formal gerekçe “Bandrol yok arkasında.” “Yahu o zaman bandrol icat olmamıştı” diye itiraz etseniz ne fayda? Arşivde bulunan 1969’da 1970’de çıkmış ANT kitaplarına bile el konuldu.
Ama, aslında bunun ardında tarihsel derin bir gerçeklik var.
Bu ülke değişmeyi asla beceremeyecek. Ve kara tarih kendini hep tekrarlayıp duracak.
Tarihin büyük bir şamarını yiyene kadar!