İsrail’in Türkiye sınırına yaklaşık 70 km mesafedeki Ebu Zuhur Hava Üssü’ne düzenlediği saldırıyı Suriye’ye yönelik yeni bir operasyon olarak değerlendirmek eksik sonuç verir. Son söyleyeceğimizi ilk söyleyerek başlayalım: Saldırının askerî hedefi Suriye’deki bir hava üssü, siyasi muhatabı Şam yönetimi, stratejik adresi ise Türkiye’dir.
İsrail, Suriye üzerinden Türkiye’ye “Bu ülkede benim güvenlik anlayışımın dışında bir askerî düzen kurulmasına izin vermem” mesajı veriyor. Ancak burada sorulması gereken soru: İsrail’in güvenliği nerede başlar, nerede biter? olmalıdır. Kendi sınırlarının ötesindeki bir ülkenin hangi devletle askerî iş birliği yapacağına karar vermek İsrail’in hakkı mıdır? Elbette değildir.
İsrail’in saldırısı Türkiye’nin Suriye’deki varlığını doğrudan ortadan kaldırabilecek bir hamle değildir. Keza Türkiye, Suriye’de geçici bir askerî aktör değil, Suriye’nin geleceğinin kurulmasında rol alan temel bölgesel güçlerden biridir. İsrail de bundan rahatsızdır.
Ebu Zuhur saldırısı Türkiye’nin askerî hareket alanını sınırlandırmayı, yeni üs veya konuşlanma ihtimallerini maliyetli hâle getirmeyi amaçlıyor. Bir başka ifadeyle İsrail, Türkiye’nin bugün bulunduğu noktadan çok yarın ulaşabileceği kapasiteyi hedef alıyor.