Pınar Öğünç: 1 Mayıs alanın nasıl dolduğu ve havanın nasıl farklı olduğu ortadaydı

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Dünya ve ülke tarihinde az şeyin değiştiği, hafızada yeri aranırken bocalanıp da adı konamayan yıllar az değildir. Türkiye’nin son bir-iki seneye sığdırdığı her biri tesiriyle büyük hadiseler ise tersi biçimde bir doz aşımıyla tarih algısını değiştiriyor insanın. Geçen yılın 1 Mayıs’ı için de adres Bakırköy’dü. Sendikalardan, kitle örgütlerinden çok kaybın verildiği 10 Ekim Ankara Katliamı ve peşi sıra Türkiye’nin farklı kentlerindeki intihar bombalı saldırılar, bir kanadı kırık, her şeye rağmen umudu dayanışmada arayan, tedirgin bir kalabalığı buluşturmuştu. Moraller kadar, sayı da düşüktü.

Bu yıl Basın-İş’le birlikte erkence girdiğimiz alan, toplanacak kitleye dair ipucu vermiyordu önce. Bir önceki yıldan az olamaz diye düşünülüyordu; oysa fark daha da fazlaymış. Şöyle özetlenebilir: Saat 14’e az kala HDP’nin en kalabalık korteji, Halkevleri, birçok CHP örgütü daha girememiş, program başlayamamıştı. (Daha evvelki gibi) Üç ayrı noktada yapılan aramalar, bir yürüyüş kolundaki yoğunluk gerekçeler arasında sayılabilecekse de, alanın nasıl dolduğu ve havanın nasıl farklı olduğu da ortadaydı. Emek örgütleri, partiler, kitle örgütleri 1 Mayıs’la özdeşleşmiş pankartlarla, sol geleneğin taşıdığı marşlarla, sloganlarla oradaydı elbette.

Pınar Öğünç’ün yazısı