Erdoğan’ın cumhurbaşkanı seçilmesiyle beraber AKP’de derhal bir ANAP’laşma başlamayacaktır. Özal köşke çıktığında partisinin oyu düşüktü. O da zaten biraz da o sebeple köşke kaçmıştı. AKP ve Erdoğan açısından böyle bir sorun şimdilik yok. Fakat bu yeni cumhurbaşkanının ülkeyi krizsiz ve istikrarlı bir şekilde yönetebileceği anlamına gelmiyor.
Genel seçimlere kadar attığı neredeyse her adımın anayasaya uygunluğu sorgulanacak. AKP’de yeni genel başkan idaresinde her şeyin sütliman gitmeyeceğinin işaretlerini şimdiden gözlemek mümkün. Bunun yanı sıra AKP’nin genel seçimde anayasayı tek başına değiştirecek güce ulaşacağı şüpheli.
Maç henüz bitmedi. Daha genel seçim sonrasında da muhtemel bir anayasa referandumu var. Erdoğan ise başbakanlığından daha fazla bir yetkiye kavuşmuş değil. İktidar zannedildiğinin aksine en güçlü değil hatta uzun süredir en zayıf halinde. Ekonomide tehlikeli fanteziler deneneceğinin sinyallerini veriyor. Dış politikada ise kendini içine hapsettiği kibirli bir zavallılık yaşıyor.
Muhalefet, Erdoğan rejimine karşı kapsamlı ve anlaşılır yeni bir siyasi vizyonu şimdiden ortaya koyarsa çok şey değişebilir. Nasıl bir ülke istemediklerini biliyoruz. Artık nasıl bir ülke istediklerini anlatma zamanı.