Özgür Mumcu: İçine girdiğimiz bu şiddet sarmalı bir gemiyi yürütememekten kaynaklanıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

 

Herhalde artık en inatçı bile görebiliyor ki içine girdiğimiz bu şiddet sarmalı bir gemiyi yürütememekten kaynaklanıyor. Zaten ağır aksak giden gemi, fiili başkanlıktan bu yana hepten dışarıdan belirlenen iklim koşullarının avucunda.

Şimdi ise anayasa değişikliğiyle geminin dümen ve yelkenleri, gemiyi kendi iradesiyle bir yere gidemeyecek şekilde sabitlenmeye çalışılıyor. Bunun adına da istikrar denmekte.

Milli çıkarlarımız neden bir gün barış sürecini ertesi gün ise HDP milletvekillerini içeri atmayı gerektiriyor?
Milli çıkarlarımız neden bir gün Esad muhaliflerine her türlü desteği verirken, ertesi gün “demokratik ve laik bir devlet olarak Suriye Arap Cumhuriyeti”ne saygılarımızı sunmamıza yol açıyor?

Davutoğlu mu milli çıkarların tercümanı yoksa Numan Kurtulmuş mu?

Yönetilemeyen, yönetilemedikçe savrulan, savruldukça otoriterleşen ve otoriterleştiği için artık hiç yönetemeyen bir anlayış var.
Çıkış yolu ise imkânsız değil. Ancak çıkış başkanlık sistemiyle gelecek bir rejim değişikliğinde değil. Anayasa değişikliği gerçekleşirse, zemin memleketin altından daha da hızla kaymaya devam edecek.

Bu güvensizlik ortamlarında “güçlü idare” istemek doğal bir arzudur. Ancak başkanlık, memleketi güçsüzleştirir. Yaşadıklarımıza bakmak kâfi.
İnsan haklarına saygılı laik bir hukuk devleti ve bunun işlemesi için çoğulcu bir parlamenter demokrasi. Umalım ki Meclis’te hâlâ bunu görebilen gerçek vatanseverler vardır. Çağrımız onlara.

Özgür Mumcu’nun yazısı