Özgür Erdursun: Asgari ücreti değil, ücret yapısını konuşmalıyız

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

2027 yılına yaklaşırken mil­yonlarca çalışanın gündemin­de yine aynı soru var: Asgari üc­ret ne kadar olacak?

2025 yılında yüzde 30,01, 2026 yılında ise yüzde 27,01 artırılan asgari ücretin, 2027 Ocak ayın­da yüzde 20-25 aralığında artırı­labileceğini öngörüyoruz. Temel tahminimiz, net asgari ücretin 35 bin TL bandında belirlene­ceği yönünde. Mevcut ekonomi politikaları dikkate alındığında yüzde 25’in üzerindeki bir artış sürpriz olacaktır.

Ancak Türkiye’nin asıl sorunu, asgari ücretin kaç lira olacağından çok, milyonlarca çalışanın neden asgari ücret ve ona yakın gelirlerle geçinmek zorunda kaldığıdır.

Sağlıklı bir ücret sisteminde asgari ücret en düşük yasal sınır olmalı; deneyim, uzmanlık ve ve­rimlilik arttıkça gelirler de yük­selmelidir. Bunun için fiyat is­tikrarının yanında yüksek katma değerli üretim, nitelikli istih­dam, kayıt dışılıkla mücadele ve ücret pazarlığı mekanizmaları­nın güçlendirilmesi gerekiyor.

2027 Ocak ayında net asgari ücretin 35 bin TL bandında ola­cağını öngörüyoruz. Yüzde 25’in üzerindeki bir artış mevcut eko­nomik yaklaşım açısından sürp­riz olacaktır. Ancak asıl mesele açıklanacak zam oranından çok daha büyük.

Milyonlarca insanın asgari ücret ve ona yakın gelirlerle ça­lışması yalnızca bugünün geçim sorununu değil, geleceğin emek­lilik sorununu da büyütüyor. Kalıcı refah artışı için ücretle­rin genel seviyesinin yükselme­si gerekiyor.

Türkiye’nin hedefi, yalnızca asgari ücreti yükseltmek de­ğil, asgari ücretle geçinmek zo­runda kalan çalışanların sayı­sını azaltmak olmalıdır.

Özgür Erdursun’un yazısı