Özge Güneş: 'Tasarruf tedbiri' kırsal kesimde eğitimin yok edilmesi anlamına geliyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Yaklaşık bir ay kadar önce Hacer Foggo yazısıyla dikkatimizi tasarruf tedbirleri kapsamında taşımalı eğitimin kaldırılmasının kırsaldaki etkilerine çekti. Foggo’nun yazısında söz ettiği Van’da köylerde yaşayan liseli öğrencilerin velilerine gönderilen bir tutanakta şunlar yazıyordu: “Tasarruf tedbirlerinden dolayı bulunduğunuz yere taşımalı eğitim kapsamında taşıma yapılmayacaktır. Öğrencinizin pansiyona yerleştirilmesi uygun görülmüştür. Sizin de isteğiniz doğrultusunda okulumuz pansiyonuna öğrenciniz yerleştirilebilir. Bu konuyla ilgili pansiyon yerleştirme takvimimize göre gerekli belgeleri okul idaremize teslim etmeniz rica olunur”.

Eğitim döneminin başlamasına bir ay kala ailelere iletilen bu “tasarruf tedbiri” ile çocukların eğitimden mahrum bırakılmasının dayatıldığı su götürmez. Esasen kırsal alanlar çok daha önceden, köy okullarının kapatılması ile -diğer birçok kamusal hizmet ve hakkın yanı sıra- kamusal eğitimden eşit yararlanma hakkından mahrum bırakılmıştı. Taşımalı eğitim sistemi, köy okulları kapatılarak eğitim olanakları sınırlanan kırsalda öğrencilerin ilçe veya şehir merkezlerindeki okullara taşınarak eğitim almalarını öngörüyordu.

Bu tasarruf politikası kırsal kesimde eğitimin tamamen yok edilmesi anlamına geliyor. Hatta bu hakkın da ellerinde alınması kırsal nüfusları eğitimden mahrum bırakmakla kalmayacak ama aynı zamanda çocukların geleceklerini riske atacak ve kırsalda kalıcı bir yaşam sürdürmenin zorluklarını artıracaktır. Aileler için köylerin terk edilmesini, çocuklarının eğitimi için merkezlere taşınmaları kaçınılmaz hale getirecek ve kamusal eğitimi bir lükse dönüştürürken, denetimsiz eğitim koşullarına yönelimi de artıracaktır. Dahası köylerin boşaltılması sürecine katkıda bulunan bir sistem yaratacak ve kırsal alanların sömürüsü ile buna bağlı gıda krizi, ekolojik tahribatlar, yoksulluk gibi sorunları da şiddetlendirecektir.

Özge Güneş’in yazısı