Sporu, voleybolu taparcasına severler, onları varlıklarının, kimliklerinin oluşturucusu yapmışlardır ama başka bir kıyafetle, başı örten boneyle, kolları ve bacakları örten formayla kesinlikle sahaya çıkmazlar. Çünkü çağdaş olmak, kendisi olmak, özgür olmak kuşkusuz voleyboldan önemlidir. Varoluşcu anlamda, kendilerini kendi elleriye yapmışlar ve kendilerini yaratmışlardır. Hiçbiri figüran değildir, hepsi başroldedir. Zaten bunu kanıtladılar ve bir numaranın koltuğuna oturdular. Dilerim orada uzun süre kalırlar.
Filenin Sultanları sadece İtalya, ABD ve Çin’i değil aynı zamanda İstanbul Sözleşmesi’ni iptal eden R.T. Erdoğan’ı da yendi. Şampiyon oldukları zaman, törelerimize uygun giyinmeyen cehennemlikleri kutlamak zorunda kaldı.
Başkaldırı, haklarının bilincine varmış bilinçli kişilerin işidir. Yaşamak, özgürce yaşamak bir bağış, bir sadaka değil bir haktır. Dünyaya geldiğimiz, yaşadığımız için kimseye şükür edecek değiliz. Dünyaya geldiğimize göre dünya bize, hepimize aittir. Seçmenhalk bunun bilincine varmalı, halinden şikâyetçi, aciz emekli kimliğini parçalayıp atmalı, kendi kaderine sahip çıkmalı ve kendi hükümetini kurmalıdır. Bu kurtuluş mucizedir ama mümkündür.