CHP’nin “çözüm” komisyonuna katılırken verdiği sözü tutması iktidar kanadını ve bu kanada eklemlenenleri rahatsız etti.
CHP halka verdiği sözünü tuttu, otoriterleşmenin daha koyulaştığı koşullarda bir çözüm olasılığının olamayacağını yeniden anımsatarak İmralı’ya gitme saçmalığında ipi kopardı.
Gidenler kanadında bir panik var, seslere bakın ne diyorlar: “Bu konu siyaset üstüdür duygusal tarafı ve halk ne der düşüncesine yer yoktur. Gerekirse oy kaybedersin ve İmralı’ya giderek sorunun çözümüne katkıda bulunursun!”
CHP verdiği karardan korkmamalı ve cesur kararını yine cesaretle savunmalı.
Parti üzerinde iktidar baskısının arttığı görülüyor. Kılıçdaroğlu, son bir hamleyle iktidarın kapısını çalıyor ve partiyi bana teslim et, diyor.
Bu tehlikeyi nasıl savuşturacak, partinin en önemli sorunu.
Tek yolu, halk içinde büyük bir örgütlenme ve gücünü üst düzeylere çıkarma kampanyası.
Seçim sürecinde de partinin halk desteğini üst düzeye çıkartmasına şiddetle ihtiyacı var.
Bunu kendi özgüveniyle yapabilir. Hem ülkede hem partide bu potansiyel büyük.
Daha güçlü ve büyük CHP ileride ittifaklar kurmada da daha rahat olacaktır.