Deniz Baykal’ın yüzleşmesi gereken gerçek var: Türkiye’nin ona ihtiyacı olmadığını kabullenmek. İyi bir miras bırakmak için siyasetin içinde olması gerekmiyor illaki. Birikimini kullanacağı, tecrübesiyle genç insanlara, genç siyasetçilere, yüzde 49’un mimarı olduğunu söylediği insanlara yol göstereceği alanlar var. Üniversiteler, dernekler, konuşmalar, hatta anılarını yazmak…
CHP genel başkanlığından komployla gitmiş olmasını hazmedememesini anlıyorum, Türk siyasi tarihinin en çirkin tuzaklarından biriydi ve ülkenin geleceğinin seyrini değiştirdi.
Baykal tam da kendi sırasının geldiğini düşündüğü anda oyunun dışına itildiğini fark etti. Öfkelenmekte, bu yenilgiyi kabullenmemekte hiç ama hiç haksız değil.
Mutlaka ama mutlaka geri dönebilmeliydi. Ama bu fırsatı tamamen yanlış hamleler yaparak kendi kendine yok etti. Uğradığı komplo onda öyle bir travma yarattı ki net düşünme yetisini kaybetti; geri dönme hırsı ve yenilmiş olmayı kabullenemeyen egosu onu yanılttı.