Adnancılar’da olduğu gibi başlarda medyada çok az insan Gülen tehlikesine dikkat çekerken, büyük çoğunluk örgütün PR çalışmaları sonucu propagandaya alet oluyordu. İlkokul mezunu bir şarlatan olan Gülen’in büyük bir filozof, bir din bilgini olarak pazarlanması da böyle başladı.
Evrim karşıtı Adnan Oktar’ın ideologluğu ise grotesk görüntü ve davranışları yüzünden pek tutmadı. Yine de bu sayede birilerini yanına çekebilmeyi başardı.
İki örgüt arasındaki yöntem ve akrabalık bağını göstermesi açısından Adnancılar’ın içine evrim karşıtlığı vesilesiyle lisede giren Mustafa Akyol ve ta yıllar öncesinde Gülen’i öven babası Taha Akyolbana çok simgesel bir örnek olarak gelir. Bizzat Adnan Oktar tarafından dillendirilmesine rağmen Acun Ilıcalı’nın örgütteki yılları hakkında ise hiç konuşulmaz. Zira bugün Acun Medya da başlı başına bir çıkar grubudur ve medyada ondan nasiplenmek isteyenler hiç de az değildir. Bir Dominik seyahati, bir TV programı ihtimali…
Özünde FETÖ’cüler gibi Adnancılar’ın medyadaki ilişkiler ağı da birey değil bir sistem sorunudur. FETÖ nasıl kendi çıkarları için medyayı kullanıp, gazetecilere kendi meslektaşlarını manşetlerden infaz ettirdiyse Adnancılar da kirli magazin düzenini besledi.