Salah’ın çok büyük bir kariyere sahip olduğu tartışmasız. 34 yaşında olmasına rağmen hâlâ Süper Lig’de hâlâ yüksek skor üretebilir, ligin seviyesini aşan anlar yaratabilir ve Trabzonspor’a bazı maçları tek başına kazandırabilir. Sorun, bir oyuncunun bireysel değerinden çok, bu yatırımın kulübün toplam yapısı içindeki oranı. Bir futbolcu takımın ücret bütçesinde devasa bir alan kapladığında, kulüp onun etrafında karar almaya başlar.
Yıldız transferler kulübe geldikleri gün değil, sonraki sözleşme görüşmelerinde gerçek mâliyetlerini gösterir. Salah’ın kazandığı ücret, takım içindeki diğer oyuncular için yeni bir ölçüye dönüşecek. Elbette hiçbiri Salah kadar kazanmayı talep edemez; fakat artık kulübün ödeme kapasitesinin sanılandan yüksek olduğu düşünülecek. Menajerler pazarlığa bu bilgiyle oturacak. Yeni transfer adayları da Trabzonspor’u artık farklı bir maaş kategorisinde değerlendirmeye başlayacak.
Trabzonspor taraftarının şampiyonluk istemesi son derece doğal. Kulüp, tarihini sadece iyi oyuncu yetiştirmekle değil, şampiyonluklarla da kurdu. Bu nedenle “Trabzonspor yarışmamalı, oyuncu satmakla yetinmeli” şeklindeki bir yaklaşım hem yanlış hem küçümseyici olur. Tartışılması gereken şey hedefin büyüklüğü değil, hedefe giden yolun niteliği. Trabzonspor şampiyonluk istemekten elbette vazgeçmemeli; fakat şampiyonluğu İstanbul kulüplerinden daha fazla para harcama yarışına da dönüştürmemeli.
Kısacası, Trabzonspor’un İstanbul kulüplerini geçmesinin yolu onlardan daha çok harcamak değil. Onlardan daha doğru görmek, daha erken davranmak, daha iyi geliştirmek ve daha tutarlı bir takım kurmak. Salah bu yola ışık tutabilir; fakat ışığı fazla büyürse yolun kendisini görünmez hâle de getirebilir. Trabzonspor’un önündeki asıl sınav, takıma bir dünya yıldızını getirmek değildi. Şimdi başlayacak sınav, o yıldızın ağırlığı altında kendi kimliğini ve futbol aklını koruyabilmek olacak.