Okura not:
Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.
Türkiye’de tarımın içinde bulunduğu tablo, artık sadece fiyat artışıyla değil, üretimin giderek küçülmesiyle de alarm veriyor. Eylül ayında açıklanan verilere göre, çiftçilerin sattığı ürünlerin fiyatı geçen aya göre %5,8, geçen yıla göre ise yaklaşık %47 arttı.
Yani geçen sene 100 liraya satılan bir ürün, bu yıl ortalama 147 liraya satılıyor. Kağıt üzerinde çiftçi zenginleşmiş gibi görünüyor.
Ama işin gerçeği tam tersi.
Üretici değil, aracı kazanıyor
Tarladaki fiyat artışı üreticinin cebine girmiyor. Çünkü gübre, mazot, tohum ve ilaç gibi girdi maliyetleri aynı dönemde çok daha fazla yükseldi. Çiftçi ürününü daha pahalı satıyor, ama kârı artmıyor; hatta çoğu zararına üretim yapıyor.
Üstelik bu tablo tüketiciye de zam olarak yansıyor.
Tarlada 10 liraya satılan domates, market rafında 35 liraya kadar çıkıyor. Aradaki fark büyürken, çiftçi ve tüketici aynı zincirin iki ucunda eziliyor.
Türkiye tarımda üretimden uzaklaşıyor, fiyat artışına hapsoluyor.
Fiyat yükseldikçe, umut biraz daha düşüyor.
Çünkü tarım sadece rakam değil; bir ülkenin toprağa, emeğe ve geleceğe sahip çıkma gücüdür.