Britanya başbakanlığı için gün sayan 'Kuzeyin Kralı' Andy Burnham kimdir?

Keir Starmer’ın istifasıyla boşalan İşçi Partisi liderliğine seçilerek gelecek hafta Britanya başbakanlığı koltuğuna oturması beklenen Andy Burnham kimdir?

Andy Burnham. Fotoğraf: Wikipedia

Burnham bugün İşçi Partisi liderliği için Londra’daki parti konferansında 23 farklı grup tarafından aday gösterildi. Tek aday olarak yarışan Burnham, partinin resmen yeni lideri oldu.

56 yaşındaki siyasetçinin, 20 Temmuz Pazartesi görevi Starmer’dan devralması bekleniyor.

Burnham böylece ülkede son 10 yıldaki yedinci başbakan olacak.

Manchester belediye başkanlığı başarısıyla ‘Kuzey’in Kralı’ diye anılıyor

Mühendis bir baba ve danışma görevlisi bir annenin çocuğu olarak 7 Ocak 1970’te Liverpool yakınlarındaki Aintree’de doğan Andrew (Andy) Murray Burnham, ilk ve orta eğitimini Katolik okullarında aldı.

Kendisini Katolik büyütülmüş ancak dindar olmayan bir kişi diye tanımlayan Burnham, 2015’teki bir röportajında eğitim aldığı okullarda Katolik öğretisi okumanın zorunlu olduğunu, bu yaklaşımın doğru olduğunu ve Katolik sosyal öğretilerinin siyasi anlayışının temelini oluşturduğunu anlattı.

İşçi Partisi’ne 15 yaşında katıldı. Ragbi, kriket ve futbolla ilgilendiği çocukluk ve gençlik yıllarının ardından Cambridge Üniversitesi’nde İngiliz edebiyatı eğitimi aldı.

Üniversiteden mezun olduktan sonra 1991-1994 yıllarında gazetecilik ve televizyon yayıncılığı yaptı. Ulaştırma, ticaret ve gemi taşımacılığı üzerine yayınlar yapan dergilerde çalıştı. İşçi sendikalarının parlamento heyetlerinde de görev aldı.

Kültür, Medya ve Spor Bakanı Chris Smith’in üç yıl danışmanlığını yaptı, 2001 genel seçimlerinde milletvekili seçildi.

İşçi Partisi liderliği için yarışı iki kez kaybetmişti

Parlamentoya girdikten sonra çeşitli hükümet rolleri üstlendi. Sağlık, Hazine, Kültür ve İçişleri Bakanlıklarında görev yaptı.

İşçi Partisi’nin 2010’da iktidarı kaybetmesinin ardından bu sefer de gölge bakanlık görevlerini yürüttü.

Bakanlık ve gölge bakanlık döneminde 97 kişinin öldüğü dünya futbol tarihinin en büyük trajedilerinden Hillsborough Faciası Soruşturması ve Stafford Hastanesi Soruşturması’yla gündeme geldi.

Özellikle Stafford Hastanesi’ndeki yüksek can kayıplarıyla ilgili incelemede gerekli hassasiyeti göstermediği ve kurbanların yakınlarıyla buluşmadığı gerekçesiyle eleştirilen Burnham, 1989’daki Liverpool taraftarlarının öldüğü Hillsborough faciasıyla ilgili ikinci soruşturmanın başlatılmasına önayak oldu.

Parlamento görevini 2017’ye kadar sürdürdü. Bu dönemde iki kere İşçi Partisi liderliği için yarışsa da ikisini de kaybetti. İlk olarak 2010’da Gordon Brown’ın boşalttığı koltuğa oturmak için yarışan Burnham, Ed Miliband’a yenildi. Miliband’ın ardından 2015’te lider olmak için tekrar yarışa girdi, ancak bu sefer de Jeremy Corbyn’e kaybetti.

Burnham 2017’deyse milletvekilliğinden istifa ederek kendisine büyük bir popülerlik kazandıran Manchester belediye başkanlığına aday oldu.

Covid-19 kısıtlamalarına direndi

Burnham, 2026’ya kadar üç kere seçildiği Manchester belediye başkanlığında attığı adımlar ve yerel yönetimlerin bütçeleri ve yetkileriyle ilgili yürüttüğü mücadeleler nedeniyle ‘Kuzey’in Kralı’ ünvanını aldı.

Üç kere yarıştığı Manchester’da yüzde 63’ten düşük oy almayan Burnham, görevi boyunca maaşının yüzde 15’ini evsizlikle mücadele vakıflarına bağışlama sözü verdi.

Göreve geldikten sonraki üç yılda Manchester’da sokakta yaşayanların sayısını sıfıra indirme sözü veren ancak bu hedefi tutturamayan Burnham, Manchester’da toplu taşımayı kamu kontrolüne alarak fiyatları düşürdü.

Burnham’ın bu adımı ülkedeki diğer belediyelere de örnek olurken Covid-19 döneminde hükümete yaptığı daha fazla ödenek baskısı, yetki mücadelesi ve kısıtlama seviyelerine direnişi kendisine ‘Kuzey’in Kralı’ ünvanı verilmesine önemli etki sağladı.

Manchester’ın tüm sosyal temasın kısıtlandığı ve iş yerlerinin kapandığı üçüncü seviye kısıtlama sınıfına alınmasına karşı çıktı. Diğer kuzey batıdaki belediye başkanlarıyla birlikte hükümetle yapılan görüşmelerden çekildi.

Ayrıca işletmelere sağlanan destekleri yetersiz bulan, kısıtlamaların etkili olsa da halkı yoksulluğa sürükleyeceğini öne süren Burnham, hükümetten 90 milyon sterlinlik et bütçe talep etse de 65 milyon sterlin alabildi. Manchester’ın üçüncü seviye kısıtlama sınıfına alınmasını ise engelleyemedi.

Burnham’ın bu dönemde kullandığı, kuzeydeki kentlerin haksız muamele gördüğü, ekonomik yükün halkın omuzlarına yüklendiği ve hükümetten yeterli mali destek gelmediği açıklamaları halk gözündeki popülerliğini de artırdı.

Başbakanın önünde ‘en popüler İşçi Partili’ oldu

İşçi Partisi’nin 2024’te büyük bir zafer kazandığı genel seçimlerin ardından meydana gelen pek çok olay, parti tarihinin en büyük zaferini kazanan Keir Starmer’a desteğin azalmasına neden oldu.

Henüz daha görevdeki ilk yılında ekonomik sorunlar ve verilen vaatleri yerine getirememesi nedeniyle yapılan ‘En popüler İşçi Partili’ anketlerinde Burnham’ın arkasında kalan Keir Starmer’ın görevdeki ikinci yılıysa Epstein skandalları ve kaybedilen seçimlere dönük eleştirilerle geçti.

ABD’de kız çocuklarıyla fuhuş ağı kurduğu iddiasıyla yargılandığı sırada hapishanede ölü bulunan milyarder Jeffrey Epstein’in yakın arkadaşı Peter Mandelson’u Washington Büyükelçisi olarak atanması ve mayısta yerel ve ulusal parlamento seçimlerindeki hezimet, Starmer için sonun getiren olaylar oldu.

Partide Starmer’ın artık başbakanlık yapacak seviyede olmadığı, partiyi yenilgiye sürüklediği ve yeni bir lidere ihtiyaç olduğu yorumları artarken bu çağrıları yapanların arasında kabinedeki çok sayıda bakan da yer aldı.

Starmer, şubattaki bir ara seçimde milletvekili olma ihtimali bulunan Burnham’ın adaylığını engelleyerek olası bir liderlik yarışının önüne geçti, ancak parti kurulları hazirandaki Makerfield ara seçiminde Burnham’ın aday olmasını sağladı.

Burnham’ın 18 Haziran’da milletvekili seçilmesinin ardından partinin başına geçmek için önünde tek engel olan Starmer, dört gün sonra istifa ettiğini ve liderlik yarışını başlatma kararı verdiğini açıkladı.

‘Manchesterizm’

Kendisini sosyalist olarak tanımlayan Burnham, milliyetçiliğe ise karşı. Kendisini siyasi yelpazenin ‘yumuşak solunda’ konumlandırıyor.

Ekonomideyse ‘ticaret dostu sosyalizmi’ yani kendi tabiriyle ‘Manchesterizmi’ destekliyor.

Çok fazla regülasyona ve çok fazla özelleştirmeye karşı. 1980’lerin ünlü başbakanı Margaret Thatcher’ın politikalarının bugünkü yaşam maliyetlerini etkilediğine inanıyor.

Su, elektrik, toplu ulaşım ve sosyal konutların devlet kontrolünde olması gerektiğini savunuyor. Göçe sınır getirilmesi planlarını desteklerken göçmenlere devlet yardımı verilmemesi kararınıysa desteklemiyor.

Burnham Londra merkezli siyaset yerine yereli güçlendirmeye çalışacağını belirtirken bu kapsamda Manchester’da da bir başbakanlık ofisi açacağını duyurdu.

Irak’ın işgaline ‘evet’ oyu veren Burnham, bunu “Parlamentodaki en kötü deneyimim” diye niteleyerek pişmanlığını ifade etti. Bu nedenle Manchester belediye başkanıyken hükümetin dış politikasından farklı adımlar atıp Çin’le yakın ilişkiler kurdu.

Burnham, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndaysa Ukrayna’ya destek veren tarafta duruyor. ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarınaysa karşı çıktı.

İşçi Partisi liderliğine soyunduğu 2015’te ilk ziyaretini İsrail’e yapacağını açıklayan ve İsrail’in İşçi Partili Dostları grubu üyesi olan Burnham, 7 Ekim 2023’te başlayan İsrail’in Gazze saldırıları ardından ateşkes çağrısı yapan ilk İşçi Partililer arasında yer aldı.

Partisinin Gazze konusundaki yanlış tutumundan dolayı özür dileyen siyasetçi, uluslararası mahkemeler aracılığıyla hesap sorulması gerektiğine vurgu yaptı.

Britanya Başbakanı Keir Starmer istifa etti

Trump: Starmer istifa edecek

Britanya’da yerel seçim: İşçi Partisi ağır yara aldı