AYM, Can Atalay kararı ile iktidarın şimşeklerini üzerine çekti. Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine karşı yapılan başvuruları 22 Şubat’ta karara bağladıktan sonra eleştirilecek kadar gecikmeli bir sürenin sonunda gerekçesini açıklayan AYM bir anda tartışmaların odağına yerleşti.
Kararının gerekçesinde aynı konuda daha önce verdiği kararlara uyulmadığını hatırlatan AYM öncelikle “Bu karara uyulmak zorunda” uyarısında bulundu.
Can Atalay hakkında kesinleşen bir hüküm bulunmaması nedeniyle milletvekilliğinin düşürülmesi kararının “Hukuken var kabul edilemeyeceği” de hatırlatıldı.
Kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra ilk tepki Saray’dan geldi.
Erdoğan’ın Başdanışmanı Uçum, “Hukuk, keyfilik, Anayasa’nın üstünlüğü” kurallarını hatırlatan AYM’ye “Hukuku tanımıyorsunuz”, “Keyfisiniz”, “Anayasa çiğneniyor” dedi…
Söyleyenin kimliği açıklanmadan “Hedef kim?” diye sorulsa çoğunluğun Beştepe’yi işaret edeceği bu sözlerle Uçum, AYM’yi suçladı.
Yakın çevresinin TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un bu süreçten rahatsız olduğu önceki dönemde de dillendiriliyordu. Hatta Kurtulmuş’un Atalay’ın önce TBMM’de yemin etmesinin sağlanması ardından hakkındaki hükmün kesinleşmesi ile milletvekilliğinin düşürülmesi gerektiğinden yana olduğu konuşuluyordu.
Ancak Kurtulmuş’un bu gayretlerinin (!) MHP’nin müdahalesi ile sonuçsuz kaldığı ve bu durumdan rahatsızlık duyduğu da ifade ediliyordu. Kurtulmuş’un Atalay’ın milletvekilliğinin düşürüldüğü sırada yurtdışında olması da tamamen rastlantıydı, vs…
Saray’ın tavrı net “Milletvekilliği iade edilmeyecek ve cezaevinde kalacak”… “Ama hukukun üstünlüğü…” diye yakın çevresi üzerinden konuşan iktidar mensuplarının da bu konuda inisiyatif almasını beklemenin saflığa varan bir iyi niyet olduğunu söylemek abartılı olmaz.
Atalay konusunda sonuç almaya dönük etkili muhalefetin sergileneceğinin işaretleri de görülmüyor. Ateşli nutuklar, çatış kaşla, parmak sallayarak yapılan açıklamalar…
Atalay özelinde TBMM, aslında toptan siyaset bir varlık ve meşruiyet sınavından geçiyor.
Bugün inandırıcı ve etkili bir şekilde Atalay’ın haklarına sahip çıkmayanların yarın kendi siyaset yapma hakları ellerinden alındığında şikâyet etme hakkı olmayacağını unutmamaları gerekir…