Nuray Sancar: Görünürde sonsuz bir özgürlük vadeden dijitalleşme, toplumu makbul bilginin kıskacı altına almak için kullanılıyor

Okura not

Günün 11’i, Türkiye medyasındaki görüş ve yorum çeşitliliğini yansıtmak amacıyla hazırlanmaktadır. Aşağıda özetini bulacağınız yazıya yer vermemiz, içeriğini onayladığımız ve/veya desteklediğimiz anlamına gelmez.

Görünürde sonsuz bir özgürlük vadeden dijitalleşme toplumu makbul bilginin kıskacı altına almak için kullanılıyor. Sermayenin ve iktidarının uzun vadeli ve güncel politik çıkarlarının tartışılmaz bir veri halinde dolaşıma sokulduğu dijital ortam, biçimlenmiş toplam toplumsal bilincin usul usul inşasında kullanılıyor. Muhalif bilgiyi ise süzgeçten geçirmek, çarpıtmak, algoritmalara göre vaziyet almak için var.

Sansür artık distopya romanlarında kurgulanan dünyayı bir realite haline getirdi. Bu sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil. Trump kendisini eleştiren yayın organlarını tek tek teşhir ederek sorgusu suali olmayan dünya çapındaki bir tek adam imparatorluğu peşinde, Türkiye’deki iktidarın yöntemlerini hayata geçirmeye başladı. Basın her yerde ilk hedef. Sansürün bir sonucu otosansür beklentisidir. Sözün, yazının, eylemin, protestonun ve bunları kullanmaya kalkanların dar bir çembere alınmasıdır, kimse ne olup bittiği hakkındaki bilgiyi, o bilgi dar bir süzgeçten geçmeden edinmesin.

Biçimleri değişse de sansürün özü nasıl değişmiyorsa sansüre karşı mücadele de özündeki gerekçeleri hâlâ koruyor. Nazım Hikmet sansüre rağmen, derdi iktidara hoş görünmek olmadığı için şiirlerini yazmaya devam etti. Bugün için de aynı şey söylenebilir. İktidar için bir olanak olan teknoloji, işçi ve emekçilerin kendilerine platformlar oluşturduğu, fişi çekilen her yerde kendi prizlerini kurdukları bir zemin haline dönüşüyor. Yeni sloganlar buluyor, tutuklu gazetecilerin serbest bırakılması için adalet saraylarının önünde birikiyor, sözlerini sansür kapanından kurtarmak için bilinçli müdahaleler yapıyorlar. 

Nuray Sancar’ın yazısı