Şimdilerde bazı kaçınılmaz gerilimler su yüzüne çıkıyor. HDP Eş Genel Başkanı Selahaddin Demirtaş’ın, “parti içinde bazıları Erdoğan sevdalısı” sözü, buzdağının ucunu göstermiş oldu. HDP içinde ve onun ötesinde Kürt siyasi çevresinde farklı fikirlerin olması çok doğal, asıl sorun, ‘sorun yokmuş’ gibi yapılmasıydı. Gerçi, Kürt meselesinin çözümü adına siyasi ittifakı sıkı tutmak anlaşılır bir tutumdu, ama daha sağlıklı ve açık sözlü bir yol tutmak belli ki daha iyi olacaktı.
Bu çerçevede, HDP çevresinde siyaset yapanların, Demirtaş’ın sözlerine tepki duyması anlaşılır bir şey, ama durun bir dakika! “Keşke seni başkan yaptırmayacağız demeseydi, açık kapı bıraksaydı” diye itiraz etmek, olanların sorumluluğunu Demirtaş’a fatura etmek, iktidarın bu denli acımasız, tavizsiz bir siyaset yürüttüğü, olağanüstü rejim tedbirlerini meşrulaştırdığı bir dönemde hiç de ‘hoş’ ve dahası hakkaniyetli değil.
Kürt siyasetinin, devlet ve PKK siyasetleri ötesinde, farklı eleştiri ve tartışma alanına öteden beri ve şimdilerde çok ihtiyacı var. Ama, bu alanı açmanın yolu, ‘keşke Erdoğan’ı bu kadar kızdırmasaydık’ fikrinden ibaret olmamalıydı, böylesi devlet/iktidar çizgisini meşrulaştırmak riski taşıyor.