Referandum, başkalarından ödünç alma bir fikir değil de, İran halkının örf ve geleneklerinde var mıydı bilemiyorum. Ama sonuçta, neyin yerli, tarihi, milli olduğuna karar veren de kendisi ve çevresi idi. Bu konuda ‘İslami demokrasi’den bahsedenlerden pek farkı yok gibi görünüyor, geçenlerde bu yönde görüş beyan eden iktidar yanlısı ilahiyatçı için de laiklik, insan hakları, bireysel özgürlükler, yabancı, İslama aykırı fikirler ama seçimler, referandumlar, milli irade ‘İslami demokrasi’nin unsurları.
Saltanat sistemi de, laik anayasa da onu tatmin etmiyormuş, oysa Müslüman ülkelerin çoğunda ve bilhassa Osmanlı tarihi boyunca saltanat sistemi geçerli idi. İslami demokrasinin laiklikten hazzetmediğini biliyoruz da, demokrasi merakı nereden çıkıyor? Neden ‘milli irade’, ‘halkın iradesi’, ‘çoğunluğun oyu’ daha İslami olsun? Çoğunluk ‘İslami’ olandan sapmış olamaz mı? Yaratan, pek çok kavmi bu yüzden helak etmedi mi? Emin miyiz helake doğru gitmediğimizden?