Olan bitenin esası, PKK adına, devleti zorlama görevini üstlenmiş bir grubun kendi dert ve tasalarına “Erdoğan” ismini takmaları. Devlet belirli bir coğrafyadaki egemenlik hakkından vazgeçmeye zorlanıyor.
Zira PKK’nın ve hatta HDP’nin de, “Bölünmeye karşıyız” dedikten sonra “Ama biz yönetiriz, buraları artık Kürtler de değil, sadece bizim sevdiğimiz, bizim ideolojimize yakın kişiler yönetecek” dediğini biliyoruz. Bu yoldan yetki devri istediğini biliyoruz. Bu yetki devri talebini dillendirmenin yeni formu “barış savaşçılığı”dır.
…Bütün bunlar siz Kandil’in bu haliyle kalamayacağı, tasfiye olacağı/olması gerektiği gerçeğini hazmedemediğiniz için oluyor.
Askeri vesayetin sona erdirilmesi için verdiğiniz “sözde” mücadele samimi olmadığı için; “TSK artık beyaz Türklere amade değil, bize bir güç, bir destek lazım” kafasına savrulduğunuz için oluyor.
“Bu Kürtlerle bu Türkler bir de ‘Din kardeşiyiz’ diye tutturur, din-iman-kitap üzerinden barışırlarsa Boğaz’da bir kadeh rakı sahiden hayal olur” paranoyalarına kapıldığınız için oluyor. Bu hesaplarla zaten silah bırakma fikrinden hazzetmemiş olan Kandil’i “Ne aldınız da silah bırakıyorsunuz” temalı fikirlerinizle iyice yoldan çıkardığınız için oluyor.